17 Aralık 2013 Salı

itiraf.com sunar



Kendimi övmekten vallahi hicap duyuyorum. Başkaları övünce daha zevkli oluyor. Ama şu aşağıdaki yazıyı yazmam gerekti. Yazınca da paylaşmadan edemedim. Kusura bakmayın.


Küçük Oteller Kitabı memleketin turizm anlayışına yeni bir soluk getirmiştir. Yalnız tüketici açısından bakma, on yıl boyunca yüzlerce yatırımcı ve yüzlerce işletmeci o kitaptan feyiz aldı. On yıl boyunca Müjde ile beraber yılda ortalama 40.000 km yol katettik, her sene 300-400 otel ziyaret ettik. Sahiplerinin yatırım danışmanı, pazarlama uzmanı, dert ortağı, dekorasyon gurusu, ihtilaf çözücüsü, web sitesi tasarımcısı olduk. Kalmıştır bir iz.

Şirince’de yaptığımız işin, bütün memlekete örnek olabilecek bir iş olmasına gayret ettik. Betonlaştırmadık; ama şablonlaşmış “restorasyon” anlayışının da dışında bir şey yapmaya çalıştık. Ölmekte olan güzel bir köyün RUHU nasıl korunur konusunda kafa patlattık. İnsanlara turistik hizmetten öte bir şey, bir yaşam tarzı ve bir vizyon sunmaya çabaladık. Sonunda 600 nüfuslu yarı-ölü bir köy, memleketin sayılı turizm destinasyonlarından biri haline geldi. İsteseler sırada daha 40.000 tane köy var Şirince’den örnek alabilecek.

Matematik Köyü Ali Nesin’le ikimizin ortak eseridir. Matematiğe benim aklım ermez, ama özgür ve uyarıcı bir eğitim ortamı nasıl olmalı konusunda az buçuk fikrim var. Sonuçta 600 nüfuslu bu köyde, dünya çapında bir eğitim kurumu çıktı ortaya. Daha önemlisi, öyle bir yer nasıl kurulmalı ve nasıl işletilmeli konusunda muazzam bir tecrübe birikimi edindik. Ağaç nasıl dikilmeli? Koğuşlar nasıl olmalı? Aşçıdan ne beklemeli? Kayıt sisteminde neye dikkat etmeli? Memleketin her yanında benzerlerimiz türüyor, türeyecek, ve bizim tecrübelerimizden çok istifade edecekler.

Tiyatro Medresesi bir mücevherdir. Bu boktan ülkede genç insanların bu kadar şevkle ve umutla sarıldıkları başka proje görmedim. Henüz çok tecrübesizler ve çok hatalar yapıyorlar. Ama uzun vadede göreceksiniz, Matematik Köyünü de geçecek Medresenin şanı.

Nişanyan Sözlük üzerinde tam 18 yıldır geceli gündüzlü çalışıyorum. Kaba hesap 15.000 saat emek vermişim. Ahmet Vefik Paşa, Redhouse ve Şemseddin Sami’den bu yana hiç kimsenin Türkçenin kelime hazinesi üzerinde bu derece derinlemesine çalıştığını sanmıyorum. 18 yılda bu işten 20.000 lira kadar bir telif gelirim oldu. Bozdurup bozdurup harcıyorum.

Türkiye Yer Adları projesi, aslında üç beş üniversitenin işbirliğiyle ancak yürüyecek devasa bir iştir. Üç yıl tek başıma uğraştım, bir yere kadar getirebildim. İstediğim düzeyden henüz çok uzak diye üzülüyorum.

Yanlış Cumhuriyet memleketin ufkunda bir pencere açmıştır. Doksan seneden beri tekrarlana tekrarlana anlamını yitirmiş birtakım klişelerin sorgulanmasın yardımcı olmuştur. Bence asıl faydası Kemal tabusunu deşmesi de değildir. HERHANGİ bir tabunun, partizanca söyleme kapılmadan, analitik bir düzeyde, akıl ve sağduyuyla teşhir edilebileceğini göstermesidir önemli olan. Şu günün Türkiye ortamında küçümsenecek bir hizmet sayılmaz.

Son birbuçuk senedir içine sürüklendiğim Din tartışmasında da yaklaşımım aşağı yukarı aynıdır. Dindar insanlara bir düşmanlığım yok. Bilen bilir, dinî konulara ciddi sayılabilecek bir yakınlığım da var. Ama olmayan Tanrı’nın insanlara en büyük armağanı olan aklın heder edilmesi, beni rahatsız ediyor. Ve bir sürü hakaret ve ceza pahasına da olsa insanları bu konuda uyarmayı borç biliyorum.  

Yirmi yılda, iki-üç tane araç kredisi hariç, banka kredisi almadım. TESEV’in yer adları projesine verdiği ufak katkı dışında, hiçbir kurum ve kuruluştan destek görmedim. Alnımın teriyle kazandığım iki tane Altın Örümcek web tasarım ödülü ile 2004’te aldığım Ayşegül Zarakolu Özgür Düşünce Ödülü dışında ödül ya da takdirname ve teşekkürname almadım. Kimse gelip, “birader bunları yapıyorsun da, bir isteğin ihtiyacın var mı” diye sormadı. Hoş, zaten sorsalar da lazım değil deyip gönderirdim herhalde.

Devletten SADECE kuşku, engel, etnik ve siyasi önyargı, haset, riyakârlık, düşmanlık, saygısızlık ve alçaklık gördüm. Beş hükümet, sekiz kaymakam, bilmem kaç bakan ve vali değişti. Arada düzgün konuşan bir iki kişiye denk gelip umutlandık. Ama sonuçta değişen hiçbir şey yok, hepsi aynı bokun soyu.

İster istemez o noktaya geliyorsun ki, bu memleket için dürüst ve düzgün bir şey yapmak istiyorsan ilk yapacağın şey bu alçakları alaşağı etmektir. Gerisini sonra düşünürsün.

*
Neyi yapmadım, onu da söyleyeyim.

Kimseden nefret etmedim. En sert tartışmada, en sert sözler söylenirken dahi karşı tarafa haksızlık etmemeye, kalbini kırsam da tamir edilemeyecek şekilde kırmamaya gayret ettim. Savaşın en kanlı anında barış elini uzatanın elini tutmamazlık etmedim. Bu son 2 + 2 yıllık hapis cezasına vesile olan adamla sonradan gidip çay da içtim. Şaşkın insanlar bunlar, kızıp da ne yapacaksın?

Kimsenin hakkını yemedim. Bilerek ve isteyerek yemedim en azından. Benim hakkımı yemeye kalkanlara karşı bazen acımasız oldum, ağır darbe vurdum. Ama inanın, çıkarımı kollama konusu değildi konu. “Bırak çıkarını” diye edebiyle rica etse “al senin olsun” deyip bırakacağım belki. Kıytırık bir çıkar için verdikleri o kavgaya sinir oluyorum, kazanmayı onur meselesi yapıyorum. Zararlı bir huy, biliyorum, ama bu yaştan sonra değişmesi zor.

Kimsenin malında yahut tezgâhında gözüm olmadı. “Falan kimse var ya, kaçakçıdır, üçkâğıtçıdır” diyenleri hep ayıpladım. Bana ne başkasının tezgâhından? Aptallık ve bağnazlık beni hasta eder, cahillik öfkelendirir. Ama adam çoluğunu çocuğunu geçindirmek için, ya da sırf spor olsun diye devleti dolandırıyorsa, ya da yasaların kenarından dolanıyorsa bana ne? Zeki adamdan zarar gelmez. Savcı mıyım ben, yoksa – geleneksel Türk Aydını gibi – Devlet’in hık deyicisi miyim?

Günahımı da söyleyeyim, eksik kalmasın.

En büyük günahım kadınlara olan zaafımdır. Hatun milletini sevindirmeyi borç biliyorum. Benden ummadıkları bir ilgi, beklemedikleri bir iltifat, alışık olmadıkları bir anlayış görüyorlar. Sonra ben sıkılıp başka mevzulara dalınca bana düşman oluyorlar. Bugüne dek başıma ne geldiyse, gözü dönmüş kadın öfkesinden gelmiştir. Devletten polisten filan korkmam da, Allah göstermesin, kadın öfkesinden korkarım. 

18 yorum:

  1. Sevan adamın hasısın başka bir şey de demiyorum.
    Yanıtla
  2. "...ya da sırf spor olsun diye devleti dolandırıyorsa, ya da yasaların kenarından dolanıyorsa bana ne?" Dolandırıcılık kötüdür diye biliriz biz, dolandirilan kim olursa olsun. Zira dolandirilan haksizliga ugramistir bize gore. Haksizlik karsisinda susan da dilsiz şeytandır!
    Yanıtla
  3. 'Vedamsı' biçimde yazmışsın be üstad. Bir tek bu veda tadını beğenmedim fazla kekremsi geldi. Gerisi mi? Helal.
    Yanıtla
  4. Kadınlara olan zaaf günah mıdır ? Hımmmmm ! Yürekten dincisiniz.
    Yanıtla
  5. Ne kusuru hocam, feyzalmaya devam ediyoruz. Övme-yerme meselesi değil, ciddi önem taşıyan işler söz konusu burada. Birileri sizi övse-yerse, siz kendinizi övseniz-yerseniz ne çıkar. Mühim olan, o kitapların yazılmış olması, Matematik Köyü ve diğer mekanların oluşturulmuş olması. Mühim olan, birilerinin bunlardan feyzalıp daha da iyilerini yapmaya çalışması. Naçizane.
    Yanıtla
  6. Túy Cortrando18 Aralık 2013 04:58
    Türkiye'de hiçbir iyilik cezasız kalmaz, hele bir de " Millet-i Hakime "den değilsen, hem arkan da sağlam değilse, eyvahlar olsun!!.. Keşki Norveç'te, Danimarka'da falan doğmuş olaydık, ama kısmetimiz Ortadoğu foseptiğiymiş. Kader denen bir şey var neticede.
    Yanıtla
  7. Sağlam bir öz eleştiri olmuş eleştirilerinize olan güveni daha da arttıran.
    Yanıtla
  8. Kiralik hayallerin mahpusundakiler zaten farkedemezler,

    Kendi hayallerine bir turlu degemeyenler, kendi zincirlerine mahkumane, boyun egip giptayla izlerler,

    Hayali degil, perdeyi gorenler, kaldirip perdeyi oyarlar tasi kayayi, koparirlar zincileri parmakliklari, ve tum muhayyirler, hayalperestler hayretle izlerler...

    Bu kadar adami ayar edip, bir o kadar da feyz veren birbaska adam gormedim desem...

    Bize hapishaneyi anlat Sevan, bize icinde yasadigimiz makhumiyeti...
    Yanıtla
  9. Şampiyon, son paragrafına kurban!
    Yanıtla
  10. Hakkını Helal et. Ey kafir! Seni özleyeceğiz.
    Yanıtla
  11. Abi hem Allah'a inanmanın akılara ziyan olduğundan dem vuracan bitişide kadınların şerinden Allaha sığımakla yapacan.Ne tutarlılık değil mi.(sen zahmet etme ben söyleyeyim:hepimiz aynı bokun adamıyız :-)) )
    Yanıtla
  12. Cebimde beş para yokken 15 yıl önce bana Ege'de küçük otel işletme hayali kurduran insansın. Param hala pek yok hayallerim sapasağlam. İlk paragrafından son paragrafına kadar idolümsün . Sadece veda hutbesi gibi yazmana içerledim..
    Yanıtla
  13. Sevgili Nişan Bey,

    Sizinle tanışmayı çok istemiştim. Eminim ki bu sözü onlarca kez duymuşsunuzdur. Ama tanımadığınız kişilerin ilgi ve sevgisine mazhar olmanın ne sizi, ne de bir başkasını bezdireceği samimi inancındayım.

    Umuyorum ki bu iletim, siz Torbalı'ya doğru yola çıkmadan ve bilgisayarınızı da arkanızda bırakmadan önce gözünüze çarpar.

    Sözü uzattıkça uzatma imkan ve kabiliyetine fazlasıyla sahip olduğumdan emin olsam da, duygularımı kısaca size aktarmaktan öte bir amaç taşımıyor bu metin. Birkaç yıl öncesine değin, neredeyse yegane ortak noktamızın okuduğumuz lise olduğunu düşünüyordum. Vaktiyle, ben harıl harıl sınavlara hazırlanırken, Yanlış Cumhuriyet adlı kitabınız elime geçti. Kitabı okumakla kalmadım, onca işimin arasında bir de reddiye yazdım size, ama maalesef size takdim etme şansım olmadı. Keşke oturup hem kitabınıza, hem 35 sene arayla mezun olduğumuz okulumuza dair konuşma fırsatımız olabilseydi. Gerçi enseyi karartmamak lazım, bakarsınız bir gün böyle bir fırsat geçer elimize.

    Mihran ve Anahit'in eklediğiniz son fotoğraflarına az önce baktım. Arkadaşlarım zaman zaman tam bir "misanthrope" olduğumu iddia ederler; ama, çocuklarınızın yüzlerindeki masumiyet ve tatlılık, bütün misanthropist eğilimlerimi törpüleyecek kudretteydi. Umarım uzun ve mutlu bir ömürleri olur.

    Asgari bir idrak gücüne sahip herkesin teslim edeceği üzere, hürriyetinizden mahrum bırakılıyor olmanız en hafif tabiriyle eblehçe. Gerçi son mülakatınızda esbab-ı mucibesini anlatmışsınız bu sakaletin ama, sinirlenmeden edemiyor insan.

    Söylediğim üzere, vaktiyle oturup size bir reddiye döşenmişliğim olsa da, fikirlerinize hala -itiraf edeyim ki, tabularımı yıkamamam hasebiyle- son derece mesafeli dursam da, sizi çok seviyorum. Üzerinde yaşadığınız topraklara, içinde doğup büyüdüğünüz kültüre yapabileceğiniz nice katkının hoyratça engellenmesini vahşet olarak değerlendiriyorum.

    Türkiye en makul öngörüleri bile fos çıkarabilecek bir ülke. Bakarsınız birkaç aya çıkıverirsiniz. Bakarsınız sizi iki yıldan fazla tutarlar içerde. Sağlığınıza dikkat edin.

    Sevgiler,

    Arda
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. döşediğiniz değerli reddiyeyi bizlerle paylaşmak lütfunda bulunmaz mısınız?
  14. yine nisanyan, yine harika bir yazı. iyi ki varsın.
    Yanıtla
  15. Sevan babam gurban olayım sana. Mapus yaza yata bitsin ve bir an evvel özgürlüğüne kavuş. Ömrün uzun olsun. Çocuklarının mutluluğunu gör.
    Yanıtla
  16. Hell has no fury like a woman scorned
    Yanıtla
  17. 10 numara yazı olmuş:) geç okuduk ama, yorum yazmadan edemedik.
    Yanıtla

14 Aralık 2013 Cumartesi

Zaten bundan fazla ne yapabilirsin ki hayatta

Agos Gazetesinden Emre Ertani'nin soruları


Şirince’de yaptığınız hangi işten dolayı ceza aldınız?
2008’de yaptığım küçük inşaatlardan birinde ‘mühür bozma’dan dolayı iki yıl hapis cezası aldım. Benim kaygım bunun ardından birkaç tane daha ceza gelmesi. Şirince’de yaptığım çalışmalardan dolayı yerel mahkemede sonuçlanıp Yargıtay aşamasında olan 19 davam var. Bunlardan 9 tanesi sit alanında kaçak inşaattı. Geçen Ekim ayında yapılan bir yasal düzenlemeyle onlarda hapis cezasını ortadan kaldırdılar. Dolayısıyla benim toplam 21 yıl olan cezam 7-8 yıla düştü. Birkaç gün önce savcılıktan gelen tebligatla öğrendim cezaevine gireceğimi. 10 gün içinde teslim olmam gerektiği bildirildi.

Peki, bu tuhaf değil mi? İstanbul’un yüzde 70’i kaçak ama kimseye ceza verilmiyor. Ama size…
Herkesin bildiği bir gerçek var, bu olay kaçak inşaat meselesi değil.

Nedir mesele?
Kendisine biçilen bir rolü oynamayan oyuncunun cezalandırılması meselesi. Sistemin kabullerini sorgulayan, bunun ötesinde birtakım iddialarla ortaya çıkan ve üstelik de Ermeni olan bir adamın yıldırılması hadisesidir bu. Yıldırma mekanizması yeni değildir. Bir yerden bir kararla olmuyor bu, aynı anda onlarca noktadan harekete geçiliyor. Ondan sonra da ancak işin ayrıntısı üzerinden kavga verebiliyorsun.

Siz ideolojik olarak da birçok cephede savaş veriyorsunuz…
Türkiye’de var olan siyasi kampların hiçbirine oturmuyorum. Herhangi bir kampın adamı değilim, beni destekleyen bir zümre yok arkamda. Bu bir bakıma da bana özgürlük kazandırıyor. Birçok insan bana söverken bir yandan da bağımsızlığımı seviyor. Ben her şeye rağmen sevenimin çok olduğunu düşünüyorum.

Sosyal medyada, eşinizle yaşadığınız olayı gündeme getirip ceza aldığınız için “Oh olsun” diyenler var…
Kimileri Ermeni demekten utandığı için başka şeyleri gündeme getiriyor, dillerinin altındaki bakla başka. Kendilerinin de açıklayamayacağı derin bir nefret var bilinçaltında ve bunu başka yollardan ifade ediyorlar.  Ayrıca eşimle yaşadığım olayda kimin haklı olduğuna dair bir bilgi yok ki kimsede. Haklı mıydı bu adam haksız mıydı sorusunun yanıtı verebilen kimse yok. Bu konuda ne ben ne de karım konuştu. Ayrıca Müjde hala en yakınımdır, mesela şimdi Nişanyan Oteli’ni ona devrediyorum.

Bu parantezi kapatıp devam edersek şunu merak ediyorum; cezaevine girmekten kurtulmak için yurt dışına gitmeyi düşünmüyor musunuz?
Bu yaşımdan sonra yurt dışına gidip sefil olamam. Ayrıca yurt dışına gitmem bir yenilgidir ve ben yenilgiyi sevmem, yenilgiyi kabul etmeyeceğim. On binlerce Ermeni pes edip Türkiye’den gitti. Çocukluğumda tanıdığım insanların yüzde 90’ı yurt dışına gitti. Gitmek demek yenilgiyi kabul etmek demektir, marifet burada kalıp mücadele etmek. “Bu memleket bizim, sana yer yok” diyorlar. “Ne münasebet, ben kalıyorum, istiyorsan sen git” diyebilmemiz lazım.

Cezaevine girmemeniz için kampanyalar da başlatılmış. 
Kampanyalardan bir şey çıkmaz. Cezanın ertelenmesi gibi bir durum da olmaz, bu kesinleşmiş bir ceza. Ama bunun ardından gelecek mahkûmiyetler var. Bir tane değil ki, 19 davadan söz ediyoruz. Bu davadan belli bir süre yatacağım, ne kadar olduğu da tam olarak belli değil. Bu beni çok rahatsız etmiyor fakat arkasından hangi cezaların geleceğini bilmemek çok kötü. Arzu ederlerse 9-10 yıl içeride tutarlar beni. Yoksa gidip birkaç ay cezaevinde yatmak beni rahatsız etmez.

Şirince’de yaptığınız evlerin yıkılması gibi bir durum söz konusu mu?
Şu anda öyle bir şey gözükmüyor. Hiçbir aşamada, hiçbir problemi çözmediler. Sadece ertelendi, sümenaltı edildi, bekletildi. Ama ne yapacakları belli olmaz bunların.

“Dini duyguları şey etmek davasından bir şey çıkacağını sanmıyorum. ‘Gözünün üstünde kaşın var’ davasından istediğin kadar hapse atabileceğin adamı din davasından içeri sokup başına dert almaya ne hacet?” diyorsunuz.
Çok mantıklı değil mi sence de? Kalkıp da dine ve peygambere eleştiri yönelttiğim için beni bir yıl üç ay hapse atacağına, ‘Gözünün üstünde kaşın var’ diyerek içeri atarlar, problem olmaz, elin Avrupalısının Amerikalısının eleştirisine maruz kalmazlar.

Ermeni olmanızın ceza almanızda etkili olduğunu düşünüyor musunuz?
Bu süreçte benim Ermeni olmamın oynadığı rol apaçık. Türkiye’de sıra dışı herhangi bir şey yapan herkes cezalandırılır. İsterse soyadın Öztürk olsun, fark etmez. Sıra dışı veya kişilikli bir iş yaparsan cezalandırılırsın. Bir de üstüne Ermeniysen bu katmerlenir.

Sıra dışı olduğunuz için pişman mısınız?
Başka türlü olamazdım, bir insan kendini değiştiremez. Yapım bu, böyle olmaktan da zevk alıyorum, bunu değiştiremem. Gençlik yıllarında insanlar “Şu huyumu, bu huyumu değiştireyim, öyle değil, böyle olayım” der. Belli bir yaştan sonra fark ediyorsun ki, ne kadar çabalarsan çabala öylesindir. Buna alıştığın, kabullendiğin zaman hayat daha kolay gelmeye başlıyor insana. Yaptıklarımdan gurur duyuyorum, düzgün işler yaptım. Gerek bu köyde yaptıklarım, Nişanyan Evleri, Küçük Oteller hadisesi, gerek Matematik Köyü, Tiyatro Medresesi, bilimsel çalışmalarım, etimoloji sözlüğüm, Yanlış Cumhuriyet, kamusal tartışmalara katkılarım açısından düzgün ve temiz bir iş yaptığımı düşünüyorum. Bu ülkede insanlara faydası olan işler yaptığımı, aldığımdan fazlasını bu topluma verdiğimi düşünüyorum. Bu bana çok iyi geliyor, zaten bundan fazla ne yapabilirsin ki hayatta?

36 yorum:

  1. abı senı severım ama aldıgın ceza ıle siyasi hayatının bı alakası olmadıgını dusunuyorum. saygılarımla
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Kısmen haklısın, kısmen değilsin. Dar olaya odaklanırsan eyvallah. Ama oraya nasıl gelindi, onu düşün.
  2. Adi herifler yine iş başında... Adaleti de kendi pis emellerine alet ediyorlar. Fikriyle mücadele edemedikleri herkesi susturmaya çalışıyorlar. Belki de 500 yıldır Türkiye'nin durumu budur işte. Çok değil, yakın zamanda bu kalleşlerin düzeni bitecek.
    Yanıtla
  3. Sevan abi,
    Sizin gibi birini hapise atsalar bile bu sizin yüceliginizi degistirmeyecek. Sonuna dek arkanizdayiz. Gerekirse hapishanede sizi her gun ziyaret ederiz, ve gelecek yaz duzenlemeyi dusundugunuz felsefe okulunun bir bolumunu hapiste bile yapariz.
    Bu savasta yalniz olmadiginizi biliyorsunuz ve sizi desteklemeye devam edecegimizi bilin lutfen.
    Yanıtla
  4. Sevan, el-kol baglayip beklesin mi insanlar, kabullenmisligi kabul mu etsinler, sen bir cikis yolu bulursun, sana destek verenlere ne yapsinlar yol goster!
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. En iyi açık cezaevleri hangileri, o konuda bilgi iletebilirseniz mesela çoık makbule geçer.
    2. Gemlik çok iyi diye biliyorum... Kapanmadan Mudanya cezaevi de süperdi.. Tam villa mevkisi.. Süper manzara, Tüm körfeze hakim bi' tepede... İnsanın ömrü uzardı orda valla :)

      Yarın Adliyede çalışan mahkumlara sorarım... Aldığım tüyoları da yazarım.
    3. Bursa Adliyesinde 2 mahkuma sordum. Türkiyedeki en iyi açık cezaevinin Dalaman olduğunu söylediler. Gemlikte karışan görüşen olmazmış, mahkumlar çiftlik diye tanımlıyor ama fiziki şartları pek iyi değilmiş.. Bozüyük için de iyi dediler.
      İşinize yayar umarım.
      (içine düştüğümüz duruma bak... hapishane tavsiye ediyoruz...)

      (Bu yazıyı yazdıktan sonra bir an mahkum olarak Bursa Adliyesinde çalıştığınızı ve Baro odasında aklını yitirmiş beyaz türk avukatların ağzının payını verdiğinizi hayal ettim de... Hayali bile yüzüme geniş bi' tebessüm oturmasına yetti.) 
    4. İçeri girersin işte bi selam çakarsın tüm koğuşa ,millet allah kurtarsın der ,Gardiyanlar yerin gösterirler,derler işte şey Gavur hoca sende burda yat ,soğuk ranzalar falan,gece ayak kokar ortalık ,
      sonra şu türküyü söyletirler sana hani yeni geldinya ortamlarına gerçi üstad sen tecrübelisinde mapushane işinde yinede ortam farkı olur.

      Neşet Ertaş – Mapushanelere Güneş Doğmuyor

      Hapishanelere güneş doğmuyor
      Geçiyor bu ömrümde günüm dolmuyor
      Eşim dostum hiç yanıma gelmiyor

      Yok mu hapishane beni arayan
      Bir zindanda ölem ben gardiyan

      Birer birer yoklamayı yaparlar
      Akşam olur kapıları kaparlar
      Bitmiyor geceler olmaz sabahlar




      Yok mu hapishane beni arayan
      Bir zindanda ölem ben gardiyan

      Anamdan doğalı garip kalmışım
      Acı mapushane aha genç yaşım
      Benim zindanlarda ne idi işim

      Yok mu hapishane beni arayan
      Bir zindanda ölem ben gardiyan
  5. Benim tc başta olmak üzre sevmediğim bir sürü ideolojik fikir ve bu fikirleri taşıyan tipler var sırasıyla Kemalistler ,macır göçmenler, maoucular, türksolu, dhkpc , mhp ,ülkücüler, türk ocakları,devyol,devsol,mahir çayan,deniz gezmiş,masonlar,ittihat terakki,nurcular,süleymancılar,azeriler,nakşiciler,chp ,alperenler,türkeş,trt nin tarih belgeselleri,milli gençlik vakfı, mit ,Erbakan, abdulhamit ve dedeleri ,Atatürk, barış manço, talat paşa ,Muhsin Yazıcıoğlu ,arif sağ, kamer genç ,tayyip Erdoğan,enver paşa,egemen bağış,türkler, Aysel tuğluk ,Bülent arınç,abdullah gül ,gün sazak,sırrı süreyya ,sedat peker,osman sınav ,pkk,kck, nihal atsız, abdurrahman Dilipak ,enver Aysever,duvardaki kan filmi , Abdullah Öcalan ,sedat bucak ,hdp,78 liler derneği,Abdullah çatlı vb.leri,ahmet kaya,izmir ve Erzurumlular,ergenekoncular ,68 liler derneği,mustafa Balbay,şemsi hoca efendi ,kurtlar vadisi, necati şaşmaz................ ..........

    bu liste daha çok uzar gider fazlasıda yazılmaz
    Sevan hocam sen bu listelediklerimden ve benzerlerinden uzak dur,aman diyim senin yerin çok farklı doğru yoldasın.herkes seni seviyor.

    Siz ideolojik olarak da birçok cephede savaş veriyorsunuz…

    Türkiye’de var olan siyasi kampların hiçbirine oturmuyorum. Herhangi bir kampın adamı değilim, beni destekleyen bir zümre yok arkamda. Bu bir bakıma da bana özgürlük kazandırıyor. Birçok insan bana söverken bir yandan da bağımsızlığımı seviyor. Ben her şeye rağmen sevenimin çok olduğunu düşünüyorum.
    işte bu helal olsun.biliyoruz zaten.
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Manyak liste olmuş, bravo. Aynen katılıyorum. Yalnız Sırrı'ya biraz haksızlık olmuş. "İzmir ve Erzurumlular" şahane.
    2. Sıkı liste olmuş... Yalnız macırları anlamadım. Hem de 2. sırada...
    3. Biliyorum Sevanyan Hocam benim istediğim kadar sen Ermeni değilsin.Ama o kadar azsınız ki bünyende ki ‘Ermenilik Ötekisine’ ihtiyaç duyuyorum. Mesajımın adresini bulması için kullanmak zorunda kalıyorum.Ne diyelim buna da sen eyvallah deyiver :)
      SAHNE -1
      ‘Benim TC başta olmak üzere sevmediğim bir sürü ideolojik fikir ve bu fikirleri taşıyan tipler var.’ diyemeyenlerden im…
      Çünkü bu kendini inkar etmek gibi bir şey olur.Sonuçta beğenmediklerimiz le aynı dünyada yaşıyoruz.Kalkıp hepsini yok etmeye,çöpe atmaya da imkanımız yok.Yani ‘onlarda var bende varım’ durumu gerçekliktir aslında…
      Listeyi yapan muhterem zat gibi kendi doğrusunun kibrine kapılmış,üst ayaktan kuru sıkı sallayan ve buna da alkış tutanlarda olabilir.Sevmeme hakkı özgürlükken Sevme hakkını nereye koyacağız peki?
      Çok bilen ‘adsız yorumcu’ almış eline bir satır eti kemiği ayırt etmeden kalın kalın kesmiş. :) Tüm bu sevmedikleriniz sizi de sevmemeye başlayıp,birde bu sevgisizliği nefrete dönüştürürse ne yapacaksın bakalım? Sonuçta her nefret hasım ettiğinin kafasını kırma dürtüsü taşır. Bütün bu liste kolaya kaçmaktan başka bir şey değildir.
      Ötekini listelemek insana bir haz verir.Lezzeti vardır.Ve aklına da kibirden bir taht oluşturur.Empati gücünü zamanla azaltır.Muhatabını anlamaya çalışırken bu çabadan da kolayca vazgeçersin.Kendi doğrun la faşist bir alan yaratmış olursun.
      SAHNE-2
      Alacaklı gibi gelirsen bir başka karşılanırsın,komşu gibi gelirsen ‘İzmirde rakıyla Erzurumda kıtlama çay ikramıyla’ karşılanırsın.Haaa elinde boş gelme. Tatlını da yanında getiriver canım.Anadolulusun bu usülüde bilirsin sen gayri :) Sen anadolulu değilsen dedeni kesen deden,dedemi kesen deden öyleydi.Usül erkan gelenek nedir bilirdi?
      Bilirdi bir tatlının zihniyetlerde ne hazlar yaşattığını.Sen torunu bilmezsen bilmediğin le kalırsın.Bilenler bilmeyenlere öğretmediyse ,halklar cinlet geçirip bir deli halde geçmişde birbirini tükettiyse bugüne alacak çıkarmakta neyin nesi oluyor?
      O cinnet halinin devam filmini çekmeye çalışan.Ucuna da ‘mış’ gibi barış-mış gibi nar taneleri eklemeye çalışanlar var.Ve biz onları biliyoruz.Siyasi bir bilek güreşine tutuşma çabasının saçmalığı ortadayken aynı yerden bile bile tokat yemenizin ne alemi var? Aptallık ve ceberut ruh hali tek ırka mahsus bir durum değil ki? Ahmaklık insanlık içinde anonim bir durumdur.Bu akıl tutulması ‘alacak hesabı çıkarmaya yeminli’ politik öteki taraf dada var.İzmirde,Erzurumda bizim.Biraz insaf yahu…
      Sahne-3
      Şaşkoloz aklına bir şeyh arayanlar Sevanyan’ı ateist şeyhi kabulüyle övme hakkına sahiptir.Bu bloğu da çaput bağlanacak dilek ağacına da çevirebilirler.Ergenlerin ve ‘bilmem kaç yıldır ateistim Sevenyanı da o nedenle severim’ diyenlerin romantik kamplaşmasına da eyvallah.Ruhlarında ki ağrıyan tanrısızlık boşluğuna ilaç diye Sevenya nın fikirlerini merhem merhem sürmek bu ülkede serbest :)
      Ama
      Siz,biz,bizim oğlanlar,oyunumuzu biz birimizle oynarız akılları.Hısım,akraba,tanıdık kalabalıklaşmaları bir sonuç getirmez.
      Sadece ‘adaletin zedelenmemesi ‘ için herkes isterse o zaman tesirli olur.Oda ancak yazarken adaletin topuzunu kaçırmamakla olur.Kendin için istediğin adaleti başkası içinde yaşarken uygularsan zaten samimiyetin enerjisi senide kurtarır.
      Samimiyet önemli…
      Gerisi boş laf !!!
      FİLM BİTTİ …
  6. Oldu mu şimdi... Daha Şirinceye gelip sizinle karşılıklı hasbihal edecektim...
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. 30 Aralığa kadar buradayım Seymin, bol bol hasbıhale vakit var.
    2. sevan bey bana faso dangalak demistiniz.ben size yemeklere diski katiomusunuz demistim.bunu yazarken sizin eski esinize bir kavanoz diski attiginizi bilmeden yazmistim.google dan okuyunca da dogru bir tesbit yaptigimi anladim.bide benden guzel turkce konusosun seni kiskaniyorum.
  7. hocam sıkılırsınız siz şimdi mapusta. isterseniz geliriz ziyaretinize bol bol, tabi yine çalışma odanıza kitlenip kitap yazarsanız bilemem :)
    Yanıtla
  8. "yolların ışıklandırmasına biz karar veririz..Aydın olup,insanlığa doğru yolları aydınlatırsanız size kaçak Elektrikten dolayı ceza keseriz"..ama üzülerek onlara söylemeliyim 'aklı başında her insan' eline kalem alırsa hapis mapis dinlemez.kelimeler kitap olup,yıllar geçsede sayfalarda yaşayacak.
    Türkçe benim ana dilim değil ama sizin yazılarınızı okuduktan sonra az da olsa iyi ki Türkçe'm var dedim.
    Benim ülkemde bu siteye girmek yasaklanmış,3 aydan sonra ilk bu yazıyı görmek çok üzdü beni.
    Yanıtla
  9. Aman hep doğru olayım yanlış hiç bir tarafta olmayayım demek bana göre düpedüz yanlış olmaktır. Bundan korkarak bütün tarafların dışında kendisinin bir taraf olduğunu iddia etmek, ya açıkça siyasi ideolojik bir taraf olduğunu ilan etmektir ya da bütün taraflara karşı tarafsız hatta dışında-üstünde olduğunu iddia etmek anlamına gelir ki bir bakıma tanrısal doğru benim demektir. Ki bana göre tümü de yanlıştır. Doğrular koşullara ve zamana güç dengelerine ilişkilerine göre her an değişim halindedir. Felsefi-politik düzlemde dururken güçler arasında kategorik ayrımlar yapmak birinde yer almak ama kendi mücadele doğrularından taviz vermeden bir yandan da kendi yolunda yürümeye devam etmek tarihten bir doğru öğrenmek gerekirse bu bir gerekliliktir. Yoksa güçler dünyasında tüy kadar ağırlığınız olmaz. Gerçekligin içinde özsel bir doğruluk ve ona katkı yapmak mesele yaptığınızın buna da hiçbir katkısı olmaz. Bilgi bir güç ve taraf olmak taraflar arasında bir taraf yaratmak zorundadır. Kendinizi her türlü taraftan izole, azade sayaraksa bu yapılamaz. O vakit kütüphaneler dolusu bilgi nasıl yerinde durduğu müddetçe matematikteki etkisiz eleman muamelesi görürse işte öyle bir durumdur. Yine matematikte kanıtlanamaz aksiyonel bağıntılar varsa bilgi ve eylem ve bunların arasında bir ortak kümeler üzerinden yazılacak fonksiyonlardır hayata etki edecek olan...
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Dur tahmin edeyim, 19 yaşındasın. Bildim mi?
    2. :-)))) Hayır bilemediniz. Ama Lisedeki matematik öğretmenlerime teşekkür edebilirsiniz. Hep 9 almış bir öğrenciydim. Ama onları yanlttım. Felsefe ve politikaya merak saldım. ve bunları yaptım da. Bu yazdıklarıma bakmayın. Epeyce şey de biriktirdim. Bilirsiniz. Küçükle küçük büyükle büyük olmadıkça karşınızdakine meramınınızı anlatmanız epeyce güçtür. Benim yazdıklarım Yukarda Kemalistlerden maoculara ordan erzurum ve izmirlilere kadar uzanan listeyi döşeyen yorumcuya katkı niyetiyle yazılmış şeylerdi. Fakat işte naparsınız:-))) 19 yaşın heyecanından dolayı genele yazıvermişim ve yeni bir konu başlığı açmış gibi bir durumlara yol açmış oldum. Özür diliyorum. Bu vesile ile yine 19 yaşın heyecanından lafa kadafan giriş yapım. Bunca bilime bilgiye katkı yapmış olan size bir teşekkür etmeyi de atlamışım. Yaptıklarınızı nerdeyse eksiksiz internetten takip ediyorum. Yaptıklarınızı taktir etmeyen şöyle dursun ama emeğin/eserlerinizin karşısında bariyer olanlara söyleyecek bir ağız dolusu küfürden başka elimden bir şey gelmiyor. İnsan bilime ve bilgiye öğrenme ve katkı yapmak için vardır yoksa niye yaşar desem bunu da 19 yaşın abartılarından saymayın. Çalışmalarınızın kesintisiz sürmesi dilekleriyle sağlıklar dilerim.
    3. madem o listeli yoruma yönelikti bu yazdıkların, onun altına yazıverseydin ya. boşluğa atınca kimi muhatap aldığın belli olmamış işte.
  10. Adaleti kaybedersek herşeyimizi kaybetmiş oluruz…
    Nesli tükenen kıçı kırık bir leoparın öldürülmesinin ağıtını günlerce yakan medyamız, bu ülkede nesli tükenen bir insan türünün yani Ermenilerin nadide bir beynini neden görmezlikden geliyor? Ermeniymiş,atesmiş,biz Türklere çaktırmadan hasımlık yapıyormuş,dağ başında kendine bir derebeylik kurmuş isminede otel demiş ve hatta dağı delip kendine türbe yaptırmışmış.Kanun nizam dinlememiş kafa tutmuş mühür sökmüşmüş…Yahu bırakın bu ucuz bahaneleri.İnançlımısın? Müslüman,Hiristiyan veya Musevimisin? Kuşkun yokmu imanından o zaman rahat bırakın Sevan Hoca gibileri? Konuşsun konuşsun dursun.Ve hatta öldükden sonra gömüleceği kendi elleriyle yaptığı türbeyi inançsız inananları yani imanlı taraftarları çaput bağlıcak,mum yakacak,rakı içecekmiş bize ne? Türbesinin girişine yonturduğu Medusa başı Sevanyanı çarpacak cayır cayır yakacakmış.İnanmadığı cehennemine buradan odun hazırlamışmış kime ne? Arkadaş artık nesli tükenene değer veren bir çağda yaşayıp korumak için müzelere koymuyormuyuz.Sevan hocada öyle birisi işde.Kendi elleriyle yapmış olduğu müzesinde bırakalımda var olsun.İlla sevmemiz gerekmiyor.Ve hatta düşmanımız olacak kadarda gıcık birisi.Gıcıkbir adam olmayı seviyor.Ele avuca sığmıyor.Ama olsun sonuçda bir vatandaşımız ve en önemlisi bir insan.Belli ki korkuyor tedirgin oluyor verilecek cezalardan.Neye inanıyorsan.Hangi kutsalın varsa işde ideolojik yada manevi.Mutlaka orada adaleti ve iyiyi temsil eden bir şeyler vardır hepimizin.O iyi şeylere bakıp vicdanımızda Sevan Hocanın rahat bırakılması gerektiğini buluruz.Tersini söylüyorsa o vicdan zaten insanlık kalmamış demektir.Ve hemen tamir etmemiz fabrika ayarlarımıza yani insanlımıza geri dönmemiz gerekir.Bir ermeni bir türk milliyetçisi Sevanyanın bloğunda dalaşıyordu.Sırf test etmek için son golü atan ermeni milliyetçisine karşı keskin bir türk milliyetçisi gibi cevap yazdım.Test etmek içindi bu.Yayınlamadı.Kızdım Sevanyan Hocaya.Ama düşündüm insandır yapması normaldir dedim…Şimdi ben Türk,Müslüman,inançlı ve imanlı bir insan olarak ve ‘Yanlış Cumhuriyetin’ tüm yanlışlarına rağmen nimetlerinden yararlanan memnunu olarak Sevanyan Hocanın rahat bırakılmasını isteyenlerdenim.SEVMEK ZORUNDA DEĞİLİZ AMA YAŞATMAK VE KENDİ HALİNE KENDİ ÖZGÜRLÜĞÜNE BIRAKMAK ZORUNDAYIZ SEVANYAN’I…Rahat bırakın herifi yahu !!!
    Yanıtla
  11. Socrates'in karısının "seni haksız yere idam ediyorlar!" sezenişi geliyor aklıma... ve bilge insanın "haklı yere olsaydı daha mı iyiydi" yanıtı...

    Yine de duyduğum günden beri öfkeliyim! 20 yıldır ateistim ve bu ülkede tanıdığım, bildiğim en nadide ateist olarak sizi biliyorum. Ermeni olmanızdan da öte ateist olmanızın ve bunu her fırsatta yüksek sesle dile getirmenizin bu kötekte etkisi daha büyüktür diye düşünüyorum. Başınızı ağrıtmamak kaydıyla bir mektupla olsun sizi yalnız bırakmamak için, blog adresinizden gideceğiniz cezaevinin (bunu yazarken bile inanamıyorum) adresini paylaşırsanız sevinirim.

    Seni seviyorum Sevan hocam! Katır gibi inadını seviyorum! Selam ve sevgiyle...

    sinanizmir@gmail.com
    Yanıtla
  12. "olay kaçak yapı değil daha anlamadın mı?" denebilir tabi, kaçak yapı dikenleri içeri atsalardı içanadolu bölgesi kadar cezaevi inşa etmeleri lazım gelirdi herhalde. peki olay kaçak yapı değilse ne? cevabını röportajda fazlasıyla vermişsiniz zaten, önemli olan sizin kendinizi nasıl hissettiğiniz. muhtemelen ilkeli ve tutarlı olmak, dik duruşunu bozmamakla ailenizden uzak kalıp daha önce de yaşamak zorunda kaldığınız "içeri" ortamına yeniden katlanmak arasında gidip geliyorsunuzdur. size temsil ettiğiniz tüm siyasi ve entellektüel kavramların dışında bir insan olarak sabır ve metanet diliyorum. umarım bu badireyi de (daha önce sri lanka'da bile içeri girmiştiniz herhalde) atlatır, yarasız, beresiz ve daha güçlü olarak özgür dünyaya dönersiniz.
    Yanıtla
  13. Abi, sevenlerin olarak örgütlenir don atleti, 2 kelam muhabbeti eksik etmeyiz. Yazdıktan sonra sen, içeriden de rahatsız edersin kodamanları.
    Yanıtla
  14. Bu ülkede hiçbir zaman iyi bir döenm olmadı ki, adalet hiç yerini bulmadı, hiçbir zaman herkes aynı anda özgür olamadı. güçler dengesi değişti gemi bir sağa yattı bir sola bir sağı gün gördü bir solu fakat o gemi hiç ilerlemedi. Nereden çıkıyor bu dönemsel sıkıntı söylemleri bilemiyorum. Sıkıntı bu ülkenin soy adı hiç değişmedi. Sizin gibi insanlar da ancak ona bakana kılavuz, görene ışık oldu. Nerede olursanız olun aynı şnsanlar sizi görecekler ve duyacaklar. Çünki siz hiçbir zaman ve hiçbir yerde hiç konuşmasanız dahi susmazsınız.
    Yanıtla
  15. Mandela yeni öldü ancak bu akılsızlardan birisi hayatına internetten bakmamış bile : ) 
    Yanıtla
  16. Sevan Bey,

    Ben Şirince'yi ziyaret ettim, yaptıklarınızı gördüm, beğendim ve takdir ettim. Kuşadası bölgesi çok ihmal edilmiş, daha doğrusu katli (tecavüzü) devlet tarafından teşvik edilmiş bir bölge. Çocukluğumun o harika Kuşadası-Selçuk bölgesi gitti yerine mahvolmuş bir metropol geldi. Şirince'deki değişiklikler Kuşadası-Selçuk bölgesi için bir umut oldu.

    Siyasi olarak sizin sevmediklerinizdenim yani Atatürkçüyüm. Ama hem devletin hem de Türklüğün yeniden tanımlanması gerektiğine inanıyorum. İnandığım Atatürkçü siyasete göre siz de benim kadar Türksünüz. Yani vatandaşlığı temel alırım.

    Yaptıklarınızın orjinal ve vatana millete faydalı işler olduğunu düşünuyorum. Bence siz iyi bir vatandaşsınız. Ermeni olmanızı hiç de mesele olarak görmüyorum, herkes neyse o. Maalesef İzmirliler'e ve Atatürkçüler'e karşı önyargılısınız.

    Meseleyi Nişanyan-Devlet tartışmasından çıkartıp koalisyonunuzu genişletmeniz lazım. Çünki sizin sevmediğiniz birçok Atatürkçü ve Kemalist hem Matematik Köyü'ne parası ve vakti ile destek oluyor hem de Şirince'nin müdavimi.

    Mesele nedir? Mesele Nişanyan değildir. Mesele Türkiye'ye çok daha sürdürülebilir, çok daha yüksek kar marjı sağlayan bir turizm modeli sunmaktır. Bu da ancak kaliteli adamların aklından ve elinden çıkabilir. Devlet ne kadar saçmalasa da bu gerçeğe itiraz edemez ve sizin katkılarınızı yadsıyamaz. Bu meseleyi bu şekilde sunmak, mekan/kar kalitesinin orjinal kültür/proje ve fikirlerle sağlanabileceğini tekrar tekrar vurgulamak lazım. Bu noktayla çıkın ve İzmir'den, Kuşadası'ndan destek isteyin, Bu desteği alırsınız, Kimse sizi kolayına hapse tıkamaz.

    Saygılarımla.
    Yanıtla
  17. sevan cok enteresan birisin super birisin ama seninle oturup konuşsak kesin sonunda kavga cıkar.
    Yanıtla
  18. feci quod potui faciant meliora potentes
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. bence de çok feci bir şey bu.
  19. Sevan Bey, avukatınız kararı nasıl karşıladı? Bir avukatınız vardır sanırım.
    Yanıtla
  20. Sevan bey, beni bu sene ikinci kez ağlatıyorsunuz: birincisi bu yaz matematik köyüne geldiğimde ve başardığınızı gördüğümde. İkincisi de bu karar karşısında soğuk kanlılığınız. Yüreğine sağlık.
    Yanıtla
  21. Evet sistemin oyunları bitmez. Ermeni bi arkadaşım vardı, soyadı Arakelyan'dı. Çocuk Fransız Dili ve Edebiyatı'nı bitirip Fransa'ya master yapmaya gidecekken, pasaportuna soyismi olarak "Araklıyan" yazmış pasaport şubedeki dallamanın biri. Bu yanlışı hukuk süreciyle düzeltmesi 3 yılını aldı ve tabi bütün gelecek planları yattı. Burada yapılan hata kasıtlı olarak yapılmış ve bir insanın hayatı ayrıntıların gölgesinde karartılmıştı.
    Faşizmin göbeğinde yaşıyoruz.

    Seninle olacağız Sevan.
    Yanıtla
  22. Voltaire'in dediği gibi fikirlerinin tümüne katılmasam da özgürce söyleyebilmen için canımı veririm. Sen bize her zaman lazım olacak bir adamsın Sevan ağabeyciğim, bir ağabeyim yok ama olsa senin gibi bir adam olmasını tercih ederdim, umarım sana içeride kamu yararına çalışma vs. gibi bir ceza filan verirler de, kamu görür kendi yararına bir insan nasıl çalışır ? insan olduğunu hatırlatır kendine. İritbatı kopartmayalım bu blog veya ne ise bize bilgi ver temiz don, kitap, defter kalem vs. ne istersen getirmek boynumuzun borcu. Şimdiden Allah kurtarsın sevgili katır inatlı ağabeyciğim.
    Yanıtla