13 Ocak 2013 Pazar

Bizim ecdadımız hem savaşır hem sevişirdi

Birbuçuk sene önce icap etmiş, şöyle bir şey yazmışım. Dünkü harita üzerine bir sürü Urartu sorusu gelince aklıma geldi, paylaşayım dedim.

Hayır, Urartuların Ermeni olduğunu iddia etmiyorum. Sadece Urartuların Ermeni OLMADIĞINA dair yeterli delil yok diyorum. İkisi aynı şey değil. 


Peki çok umurumda mı? Yok canım. Spor olsun.

*
Urartu bir devlet adıdır. Dolayısıyla ülke adıdır. Ama “Urartular” diye bir halkın olup olmadığını bilmiyoruz. Misal: Osmanlı da bir devlet, hatta -- bir bakıma -- ülkedir. Ama Osmanlılar diye bir millet yoktur.
Urartu yazıtlarında Xald’lar diye bir şey geçer (yani sert h ile Hald). Kimilerine göre Urartu devletinin esas halkı bunlardır. Ama aslına bakarsanız Xaldlar diye bir kavim gerçekten var mı, varsa kimdir, bunları da bilen yoktur. Yazılanların büyük bölümü tahmin ve spekülasyondan ibarettir. Mesela eskiden Gümüşhane ve Of bölgesine de Xaldia (Haldiya) adı verilirdi. Bu Hald ile o Hald aynı mıdır? Yoksa Anglosaksonca Welsh sözcüğü gibi "yabancı" yahut "kıro" anlamına gelen genel bir tabir midir? Bilmiyorum. Çok merak ettiyseniz, buyur konu, doktora tezi yazın.

Yabancıların Urartu adını verdiği devlet MÖ 890 civarında ortaya çıkmış. Van kalesini makam edinmiş. Bir kısmı bugüne kalan, teknik açıdan çok şaşırtıcı saraylar ve kaleler inşa etmiş. MÖ 590 dolayında batmış.

Kraliyet yazıtlarının çoğu, tarihçilerin “Urartuca” adını verdiği, doğru dürüst çözülememiş bir dildedir; bir kısmı da Asurcadır. Yani Ermenice DEĞİLDİR. Ama bundan Urartu devletini kurup yöneten vatandaşların Ermeni olmadığı sonucu ÇIKMAZ. Zira Ermeniler başka dilde yazı yazmaz diye bir kural yoktur. Urartuca yazıyorsa anadan doğma Urartuludur, başkası olamaz da diyemeyiz.

Eski zaman devletlerinin pek çoğunda resmi yazı diliyle konuşma dili ayrıdır. Misal: eski Pers imparatorluğunun yazıtlarının çoğu Elamca denilen apayrı bir dildedir; Persçe değildir. Sasaniler çağında İran halkı çoklukla Farsça konuşmuş ama resmi yazışmalar Aramice yapılmıştır. Macar krallığının bütün belgeleri 19. yüzyıla dek Latincedir; Macarca yazı yazmak kimsenin aklına gelmemiştir. Göktürk Kağanlığının ilk dönemdeki yazıtları Türkçe değil Soğdca adı verilen İrani dildedir. Anadolu Selçukluları da aşağı yukarı 1300 yılına dek 230 sene boyunca ilaç için tek kelime Türkçe yazı yazmamıştır. Bundan Selçukluların yahut Göktürklerin Türk olmadığı, ya da Macarların Macar olmadığı sonucu çıkmaz. Urartuca yazıt yazan adamların Ermeni olmadığı sonucu da çıkmaz.

Ermenilerin Ortaçağda kaleme aldığı tarih kitaplarında Urartu kralları milli tarihin başlangıcı olarak anlatılır. Bunlara Urartu yahut [aynı kelimenin Aramicesi olan] Ararat adı verilmez, Hay adı verilir. Ermeni milletinin atası sayılan efsanevi kral Hayk, bariz bir Urartu şahsiyetidir. Yurdu Van’ın az güneyindeki Gürpınar vadisidir. [Bu vadinin adı Ortaçağ Ermeni kaynaklarında Hayots Tsor, yani Hayk Deresi, son devir Osmanlı resmi kayıtlarında ise Hayasor’dur. Günümüzde Kürtler arasında Havasor diye geçer.] Bugün Çavuştepe adı verilen köydeki antik Urartu kalesi Hayk Sarayı olarak bilinir. Ortaçağ başlarına dek Malazgirt, Erciş ve Pasinler/Hasankale’de hüküm süren üç Ermeni bey sülalesi, Horenli Movses'in aktardığı Mar Abas Katina vekâyinamesine göre Hayk’ın üç torunundan türemiştir. Hayrettir, üç yerde de Urartu'dan kalma arkeolojik kalıntılar var. Yani Ermeni milletinin atası sayılan adamla torunları Urartu binaları yapmışlar.

Tarihi kayıtlardaki Urartu kralları 300 sene boyunca sabah akşam Asur'la savaşmışlar. Efsanelerdeki ilk Ermeni kralları da, aynı şekilde, hiç durmadan Asur'la cedelleşmiş. En ünlüsü, destanlara konu olan güzel yüzlü Ara'dır. Bir çatışmada Asur kraliçesi Şamiram’ın (Yunancası Semiramis'in) askerlerince öldürülür. Ama kraliçe çocukluktan tanıdığı Ara’ya feci surette aşıktır. Sinir krizleri geçirir, bağrını paralar. Ara'nın cesedini Aralezk tepesine taşıtıp orada – belki canlanır ümidiyle – kutsal köpeklere yalatır. Hatta 500 sene sonra Eflatun'un Devlet kitabında aktardığına göre, başarır da. Aralezk şimdi Van kenti sınırları içinde kalan Kalecik’tir; Urartu’dan kalma kalesi vardır.

Urartu adı Asurcadır; yani eksonimdir, yabancıların verdiği isimdir. Aynı adın Tevrat'ta geçen İbranice [ve Aramice, Süryanice] karşılığı Ararat’tır. Ermeniler Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra Kutsal Kitap’ta geçen bu adı kendi ülkelerinin adı olarak benimsemişler ve Ararat ülkesinin en yüksek dağı olan Ararat Dağı’nı bir tür ulusal simge saymışlardır.

Bunlardan Urartuların Ermeni olduğu sonucu çıkar mı? Çıkmaz.  Ama a) Ermenilerin Urartu krallarını kendi ataları saydığı, b) bey sülalelerini Urartu’dan türettiği ve c) Urartu krallığını kendi ilk devletleri kabul ettiği sonucu çıkar. Ki bir şekilde bir doğruluk payı olmalı.


  1. urartu halkını oluşturan unsurları tabi ki bilmek mümkün değil. içlerinde bugünkü ermenilerin ataları da olabilir başkaca unsurlarla beraber.veya sadece ermeniler bile olabilir. ancak urartu (resmi) dilinin ermeni dilinden farklılığı en azından kraliyet ailesinin ve yönetici sınıfın ermenilerle bağı olmadığına delalet eder sanırım. zira farklı (resmi)dil kullanan ülkelere,devletlere verdiğiniz tüm örnekler, üst kültür dilini kullanan devletlere ilişkindir. macarlar latinceyi, latinleri çok sevdiği için değil, üst kültür dili olarak kabul ettikleri için kullandılar ya da selçuklular farsçayı.. tek sorunlu görünen perslerin elamcayı kullanması ki; orada da her yazışma değil, bir kısım yazışma elamca olduğuna göre kapsam dışına alabiliriz.
    dolayısıyla urartuların yaşadığı zamanda iddia edildiği gibi çeçen dili nasıl bir uygarlık diliydi ki urartular bu dili benimsesinler.
    saçma. eşyanın tabiatına aykırı. düşük ihtimal,yönetici sınıf kafkas kökenliydi. büyük ihtimal urartu halkının içinde ermeni unsurlar yoktu veya çok azdı. ermenilerin kendilerini urartulara bağlamasının açıklaması ise çok daha basit. kendini daha alt kategoride gören bir halk(aslında elit tabaka) daha üst bir birimle bağlantı kurmak istemiş ve urartuları sahiplenmiştir tıpkı bir serdengeçtinin soyundan gelip devlet kurunca köksüzlüğünü kayı boyuna bağlanmak suretiyle ortadan kaldırmaya çalışanlar birileri gibi.
    ne dersiniz?
  2. Bu topraklarda kurulan ve tarihe malolan krallıkların, beyliklerin, ülkelerin halklarının çoğunluğu gökten inmedi, dışardan gelmedi ve her yeni devletle birlikte yok olup kaybolmadı.

    Din değiştirdi, dil değiştirdi, yeni örf ve adetler öğrendi, geliştirdi, belki adını değiştirdi ama yok olmadı.

    Acem oldu, arab oldu, hay oldu, rum oldu, kürt oldu, türk oldu. Gün gelecek belki başka bir isim alacak. Önemli mi? Bence kesinlikle hayır.

    Her doğan çocuk yeni bir dünya, yeni bir ülkedir, eskisinde ne payı var? Adem ile Havva hangi millettendi diye sormayacağım. Onu soracak yeterince ahmak var zaten.

    Emeğinize saygı duyuyor, teşekkür ediyorum.
  3. Eldeki malumatlar ışığında, eğer tahminim doğruysa, Urartu krallığı başlıca dört kavimden mürekkepti: Urartular (=Haldinler), Ermeniler (=Haylar), güneyde Karduhlar (=Proto-Kürtler?) ve en güneyde Sami gruplar. Resmi dil Urartuca olduğu için krallar muhtemelen Urartu yani Haldindi.

    Bu arada, şu hususu belirtmekte fayda var: Urartuca Hurri diliyle akrabadır ve dolayısıyla Urartular muhtemelen Hurrilerin devamıdır.

    Urartu kavmi muhtemelen Urartu krallığından sonra kurulan Ermeni krallıkları devrinde Ermeniliğe asimile oldu. Ermeni krallıkları tam da bu esnada Urartu krallığının tarihini sahiplenmiş olabilir. Tarihte bunun başka misalleri de var. Mesela, Yahuda krallığı MÖ 720'de İsrail krallığının yıkılmasından sonra İsrail kavminin bir kısmının Yahuda krallığına göçmesinden sonra İsrail krallığının tarihini sahiplendi ve hatta bir zamanlar birleşik bir İsrail krallığı olduğu masalını uydurmak suretiyle iki krallığın ve kavmin tarihini birbirine bağladı.
    Yanıtlar
    1. Doğru olabilir belki; olmayabilir de. Buradaki akılyürütmenin temelindeki varsayımın sakat olduğunu söylüyorum sadece. Resmi dilin "Urartuca" olması, NE a) bunu kullanan kişilerin anadilinin "Urartuca" olduğunu, NE DE b) "Urartuca"nın o tarihte herhangi birileri tarafından konuşulan bir dil olduğunu gösterir.

      Kral isimleri Ermenice değil Urartuca imiş derseniz, size Keykubad, Keyhusrev, Keykâvus derim.
    2. Dikkat ederseniz, malum sebeplerden dolayı mutlak ifadeler kullanmaktan mümkün olduğunca imtina ettim.
    3. "Urartuca Hurri diliyle akrabadır ve DOLAYISIYLA Urartular muhtemelen Hurrilerin devamıdır." Varsayım.

      "URARTU KAVMİ muhtemelen ... Ermeniliğe asimile oldu." Varsayım.

      Şimdi bu cümlelerin içine "Latince" ve "Macarlar" koyup okuyun.

      "Macarlar İtalya'daki Latin kavminin devamıdır..."

      "Latinler Macarlığa asimile oldu..."

      Ne kadar absürd bir varsayım olduğunu görüyor musunuz? "Urartular" diye bir kavim olduğu kanısına nasıl vardınız? Urartucanın konuşulan bir dil olduğu, yani sadece resmi ve törensel işlerde kullanılan arkaik bir yazı dili olmadığı sonucuna nasıl vardınız?

      Sizce Keykubad ve Keykâvus gibi eski Pers krallarının adını taşıyan Konya sultanları "muhtemelen Perslerin devamı" mıydı?

      Sizce 200 sene boyunca sadece Soğdca yazı yazıp sonra Türkçeye merak salan Göktürk hakanları "Türklüğe asimile" mi oldular?

      Urartular Ermeni mi değil mi vallahi umurumda değil. Hiç değil. Orada feci bir mantık hatası var, ona işaret ediyorum sadece.
    4. Tekrar gibi olacak ama, dikkat ederseniz, varsayım olarak bahsettiğiniz iddialarımda hep "muhtemelen" kelimesini kullandım. Yani ortada kati bir iddia yok. Ama aksi yönde varsayımlara göre daha çok ihtimal verme hali var. Burada da Occam'ın usturası prensibini kıstas aldım.
  4. Resmi tarihte Hunlar Turklerin atasi diye gosteriliyorsa, Urartular Almanlarin bile atasi olabilir.
  5. üstad, herodot tarihinde sadece bir cümle içinde, ermenilerin doğuda bulunan frig kolonlarının devamı olduğunu söyler. ve konusu neyse devam edip geçer. diğer ulusların soyları hakkında detaylı bilgiler vermesine rağmen ermenilerin asılları hakkında bundan başka da bilgi vermez.
    bu hiç dikkatinizi çekti mi? ne düşünürsünüz?
    Yanıtlar
    1. Herodot bu konularda aşağı yukarı Evliya Çelebi kadar güvenilir bir kaynaktır.

      Frig dili yeterince çözümlenmiş değil. Ama az miktarda bilindiği kadarıyla Ermeniceyle yakınlığı görülmüyor.
    2. Evet, Frigce Ermeniceye yakın değildir. Frigcenin en yakın olduğu mevcut dil Yunancadır.
  6. Ararat sis(küçük agrî) ve masis (büyük agri) bölgesine verilen ad degilmi?
  7. Sevan hocam, bakın Recep Maraşlı kitabında bunu nasıl anlatmış,: ...Haralez adı verilen yaratıkların cesedi yakalayıp onu dirilteceklerine inanmaktadır. Bu beklentisi de gerçekleşmeyen Semiramis tutkulu bir aşkla bağlandığı Ara'nın ülkesinden ayrılmak istemez. Yazlarını geçirmek üzere Van gölü kenarına kendi adıyla bir kent inşa ettirir: Şamiramakert[ bir başka çözümleme Gök Tanrı Mihran a izafeten ' Şah-Mihra-Kert '. Olasılıkla bugün ki Edremit kasabası olmalıdır. Bazı tarihçiler Şamiramakert'in Urartularca Tuşpa olarak adlandırılan bugünki Van kenti olduğunu öne sürüyorlar. Şemsettin Sami, Ertemid olarak andığı bu yerleşim için "Bunun Asur melikesi Samiramis tarafından kurulduğu söylenir, herhalde pek kadim bir kasabadır."(c.II, s.283) demektedir. Ş.Sami; "Kamus ül Alim(Adlar Sözlüğü=Umar), Sahib ve naşiri Mihran Matbaası, Istanbul 1306(1890) ] Urartu krallarında Menva'nın yaptırdığı su kanallarının "Şamram suyu" olarak adlandırılması bu efsaneyle bağlantılı olsa gerektir.
  8. Tamamen ilgisiz bir akıl yürütme örneği. Şimdi Antik Yunan'a ait yazıtlar-belgeler Helence yazıldı diye o medeniyeti yaratan insanların aslında Helen olmadığını mı iddia edeceğiz ?

    Ermeniler kadar millî kimliği sıkıntılı çıkarım ve manipülasyonlar üzerine oturtmuş bir halk yoktur sanırım.Kardeşim Urartuca, Hurri dilinin direk devamcısıtır. Hurri sprachbund'u Hurriler yıkıldıktan sonra devam etmiş Urartularda vücut bulmuştur.

    Zamanında Urartuca çözümlenirken bazı Ermenice sözcüklerde bu dilin kalıntıları tespit edilmiştir. Hint-Avrupacılar bunu Proto-Hayeren adlandırmıştır. Tıpkı ilk dönem Sümerologların bazı söz benzerliklerinden Sümerceyle Türkçe arasında ilgi kurmaları gibi. Sonra TEK EDİLMİŞTİR BU SAVLAR.Muasır müellifler suret-i kat'iyyede Urartucayı Aloridyen (Hurrice-Urartuca-Vaynahça -Çeçence) ile irintilendirir.Bu da TEZdir.

    Urartulara ait tek gerçekliğimiz Hurricenin devamı bir dili konuşan halk olarak ortaya çıktıklarıdır. Zorlama benzerliklerle çıkarım yapılmaz (Xaldi-Hay gibi ya da daha absürt örneği Hayaşa-Hay v.b.)

    Hititler yıkıldıktan sonra Anadoluyu yurt eden Ermeniler muhtemelen Urartuların son dönemlerinde Doğu Anadolu'ya gelmişlerdir ve Urartularla karışarak yaşamışlardır Hıristiyanlıkla birlikte Mesrop Maşdotz'un yazılı hâle getirdiği Hayeren'i benimseyerek tarih sahnesine "Ermeni" olarak çıkmışlardır.

    Ermeniler Hint-Avrupalı bir halk olmalarına rağmen R1a, R1b hablogruplarından çok Yakındoğulu J ve etnik Kafkas g hablogrubunu ( bunu Ermenileşmiş Albanlardan alacaklardır) taşımaktadırlar. Bu da Ermeniler içinde süreç içinde eriyen Urartularım mevcudiyetini bilimsel olarak kanıtlar.
    Yanıtlar
    1. Eski Yunan örneği talihsiz. Sophokles'inden Pindaros'una, Herodotos'undan Hippokrates'ine, Solon'undan Platon'una, zibilyon tane epigrafyasına her şey orada Yunanca 'konuşan' bir insan topluluğuna işaret ediyor, etnik kimliğini bilmem. Burada ise halkın Urartuca konuştuğu yargısına varmamız için daha, çok daha fazla arkeolojik bulguya ihtiyacımız var.

      Urartuca-Ermenice bağı konusunda verdiğin tarihsel bilgiler değerli, ancak Nişanyan'ın bu konuda en ufak bir akrabalık iddiası yok zaten.

      İrfan Boztaş'ın önceki üst kültür dili vurgusu güçlü. Kanımca karşı argümandaki en önemli moment. Bu durumda Hurri dilinin ya/ya da ona akraba olan bir dilin - ki bu durumda Urartu dilinin- çevre topluluklarca bir üst kültür dili olarak benimsenmesinin tarihsel koşulları üzerinde araştırma yapılabilir. Düşük bir olasılık olmakla birlikte kestirip atamayız, ki bu atamadığımız durum Nişanyan'ın açık kapı bıraktığı olasılıktır.
  9. ben daha çok şöyle bir kurgu çerçevesinde anlıyorum meseleyi: bir zamanlar muhtemelen halkı, dili ve siyasal yapısı ile yaygın/egemen olan bir kültür (hurri), ilerki bir aşamada giderek daha kuzeye kayarak iki farklı şekilde ortaya çıkıyor: (urartu)da kültür ve devlet dili olarak, ki bundan bu devletin egemen sınıfının hurri kökenli olduğu ne çıkar ne çıkmaz, ikincisi ise kuzey kafkas/çeçen'de bugün hala halk dili. linguistik devamlılığın güneyden kuzeye bir göç veya daha geniş bir alandan dağlık bir çekirdek alana geri çekilme ('SHRINK') biçiminde anlaşılabileceği görülüyor. ermenicenin coğrafyya yayılmasının / ya da zaten varolduğu bir coğrafyada görünürlük kazanmasının ise, bu hurri-urartu-çeçen linguistik geleneğinin coğrafi ricati ile paralel gittiği kuşkusuz. sorun bu dilsel hikayenin icine etnik boyutu yerlestirmekte. sevanın a. diller ve b. bunları konuşan halklar ve c. yazan egemenler e ilişkin daha ayrıntılı analizlere ihtiyaç olduğu, burda basit indirgemecilik yapılamayacağı tespitine katılıyorum.
    Yanıtla
  10. sevan nişanyan ilk defa bi argümanda bu kadar zayıf kaldı :)
    yorumlarda yazılanlar gayet makul ve mantıklı...
    ermenilerin urartuları sahiplenmesi pek te sağlam temellere oturmuyor gibi görünüyor.
  11. Xaldia (Haldiya) ile ilgini not: Dogu Karadeniz civarinda bu kelime 'Halt' olarak soylenir ve genelde Gumushane yoresi insanini tanimlamakta kullanilir. Haltlarin yasadigi yere de 'Haltlik' denir. Deniz kenarinda yasayan insanlar genelde yuksek daglarda yasayan bu insanlari Halt diye kucumsemislerdir.

3 Ocak 2013 Perşembe

Oku!

1985’te Amerika’dan Türkiye’ye döndüğümde, binbir emekle toplayıp gözüm gibi baktığım kitap koleksiyonumu bırakıp geldim. Bin küsur kitabım vardı. Birkaç yıl sonra bir daha New York’a uğradığımda bir tek Aristo’nun toplu eserleri ile Eflatun’un Diyaloglarının Jowett çevirisini çantama attım; gerisini eski eşime hibe ettim. Kim taşıyacak? Nereye sığacak?

Yeniden birikti. 1991’de hepsini kolileyip bir süre için Kuzguncuk’ta metruk bir eve bırakmam gerekti. Altı ay sonra döndüğümde birkaç yırtık fasikülden başka bir şey bulamadım. Yeller eser! Gene sıfırdan başladım.

Yeniden birikti. 2008’de evden taşınırken lüzumsuzlardan gene bir on onbeş koli sağa sola dağıttık. Bir kısmı eski evimde kaldı, kızımın odasında duruyor. Güzellerinden birkaç yüz tanesini de otelin kütüphanesine kaldırdım. Bugün saydım; gene de birikmiş evimde iki bin küsur kitap. Bir kısmını Matematiğe yaptığımız yeni kütüphaneye hibe edeceğim. Ama tereddütte kaldım. Yaramazları versem olmaz; yararları versem ben ne halt yiyeceğim burada?

*
Millet ikide bir soruyor, “hocam falan konuda ne kitap okuyalım” diye. Bu vesileyle ona baktım biraz. Öyle bir liste yapmak zor, ama son yirmi yılda benim okuyup da “vay be iyiydi” dediklerimi listeleyebilirim sanırım. 1991 öncesini hatırlamam zor, çünkü elimin altında değiller. Roman türünden okuduklarımın çoğunu da okuduktan sonra ona buna vermişim; onlardan da unuttuklarım çoktur herhalde. Gençliğinde okuyup hatmetmiş olman gereken klasiklere de pek girmedim.

Evde İngilizceden çok Türkçe kitap var. Yeni çıkanlardan 150-200 kitap alıyorum her sene. Ama yirmi yılda aklında kalan kaç tane Türkçe kitap var desen, vallahi yirmi tane ancak sayabiliyorum. Oda dolusu yakın tarih ve Osmanlı tarihi var mesela. Referans değeri olanları bir yana bırak, okuyup da “ufkum açıldı, gözümden perdeler düştü” diyebileceğim bir tane bulamadım. Moral bozucu bir şey.

O yüzden listemin yüzde sekseni İngilizce olacak maalesef. İngilizce bilmiyorsanız üzgünüm, yapacak bir şey yok. “Niye bilmiyorum” diye kendinize sorun isterseniz.     

*
Başvuru kitaplarıma girmedim; yoksa bana değme romandan daha fazla heyecan veren sözlüklerim ve kaynak kitaplarım var. Yaşamımın yarıdan fazlası onlarla geçiyor. Burada saydıklarım, gece yatakta yahut yolculukta okumaktan zevk aldıklarım.Hepsinde bir şekilde deha kıvılcımı vardır. O kıvılcım yoksa, bilgi kaynağı olarak ilginç ya da önemli de olsa burada değinmedim.


DÜNYA TARİHİ
1.    Edward Gibbon, Decline and Fall of the Roman Empire, 1786. İngiliz dilinin gelmiş geçmiş en büyük şaheseridir. Ahlaki-siyasi bilgelik, olgusal titizlik ve anlatım ihtişamı sahalarında rakipsizdir. Çeviriden okumak yazık. 2700 sayfa.
2.    Charles Mackay, Extraordinary Popular Delusions and the Madness of Crowds, 1852. Tarih boyunca büyük kitlesel isteri krizleri ve kamusal aklın çöktüğü anlar. South Sea Bubble, lale çılgınlığı, cadı avı, haçlı seferleri, modern peygamberler vs.
3.    Adam Zamoyski, Holy Madness: Romantics, Patriots and Revolutionaries 1776-1871, 1999. 19. yy’da dinin bıraktığı boşlukta palazlanan devrimci-seküler Ulus dinine dair, çarpıcı bir ufuk turu.
4.    Tom Holland, Rubicon. Bundan önce mutlaka Titus Livius, veya Roma Cumhuriyetine dair klasik tipte bir kitap okumuş olmak lazım. Holland “resmi tarihin” altındaki siyasi gerçekliği büyük ustalıkla deşiyor.
5.    Jared Diamond, Collapse: How Societies Choose to Fail or Survive, 2005. Hiç umulmadık bir bakış açısından dünya tarihi. Çöken toplumlar neden ve nasıl çöktü? Aynı yazardan Guns, Germs and Steel. Uygarlıklar neden gelişir? Neden Kolomb Amerikayı fethetti de Aztekler Avrupayı fethetmedi?
6.    Mark Mazower, Salonica: City of Ghosts. Türkçesi de var. Son derece insancıl, derinlemesine bir kent tarihi. Milliyetçiliğin zararlarına dair bir klasik. Aynı yazardan The Balkans: A Short History, 2000. Kısa, öz, doğru perspektif.
7.    Anna Funder, Stasiland: Stories from Behind the Berlin Wall, 2002. Sosyalist Doğu Almanya’dan insan hikâyeleri. Ürpertici.  
8.    Felipe Fernandez-Armesto, Millennium, 1995. MS 1000 yılında dünyanın tarihçesi. Biraz verbose, ama anormal çok şey öğreniyor insan. Aynı yazardan, Truth: A History, 1997. Sıradışı bir bakış açısından felsefe tarihi. İyi.
9.    Bernard Lewis, The Muslim Discovery of the West. İslam dünyasının Batı ile başa çıkamayarak batağa saplanmasının hikâyesi. Lewis Şarkçı/İslamcı/Üçüncü Dünyacı klişelerin acımasız avcısıdır. Tüm kitapları okumaya değer. What Went Wrong, 2002, yukarıdakinin biraz basitleştirilmiş özeti. The Multiple Identities of the Middle East, Ortadoğuda kimlik sorununa dair esaslı analiz. Race and Slavery in the Middle East, İslam dünyasında ırkçılık ve köleliğe dair, tokat gibi.
10. Niall Ferguson, The Ascent of Money, 2008. Para ekonomisinin tarihi. Ferguson cilası fazla olan tarihçilerdendir, beni sinir eder, ama konu ilginç. Belki hiçbir şey bilmiyordum ondan. Yine aynı yazardan, Empire: How Britain Made the Modern World, 2003. İngiliz imparatorluğuna tarafsız bir bakış denemesi, ne övgü, ne sövgü. Bestseller olmaya çalışmasaydı daha iyi bir kitap olabilirdi.
11. Norman Davies, Vanished Kingdoms: The History of Half-Forgotten Europe, 2011. Avrupa tarihinde adı sanı unutulmuş 15 devletin hikâyesi. Bazıları zayıf, ama Strathclyde krallığı ya da Tolosa Vizigot devleti hakkında başka nerede bilgi bulacaksın?
12. Ervand Aprahamian, A History of Modern Iran, 2008. Ülkeyi derinlemesine bilen ve seven bir tarihçiden, her türlü klişeden uzak, sağlam ve güzel anlatımlı bir tarih.
13. Carl Schorske, Fin-de-Siècle Vienna, 1983. Modern çağın Viyana’da doğumu, 20. yy başı. Derin ve özgün bir kitap.

FELSEFE, DİN, TEORİ
14. C. S. Lewis, Studies in Words. İlk basım 1960. Mütevazı kisve altında, medeniyet tarihinin birkaç temel kavramının derinlemesine analizi. Şaşırtıcı.
15. Karl Popper, Objective Knowledge: An Evolutionary Approach, 1972. Özellikle ilk makalesi, Conjectural Knowledge, My solution to the Problem of Induction. 20. yüzyılın herhalde en önemli felsefi devrimi. Daha derine inmek isteyenler için The Logic of Scientific Discovery (1935), ağırdır.
16. Allan Bloom, The Closing of the American Mind. Eğitimde liberalizme karşı güçlü ve tutarlı bir polemik.
17. Robert Wright, The Evolution of God, 2009. “Tanrı” kavramının evrimine dair, son derece akılcı, geniş açılı, kuvvetli ve beliğ bir tarih.
18. Christopher Hitchens, ed., The Portable Atheist: Essential Readings for the Nonbeliever, 2007. Anti-dinci düşüncenin öncülerinden elli kadar kuvvetli polemik yazısı. Bazıları şaheser.
19. Pascal Boyer, Religion Explained: The Evolutionary Origins of Religious Thought, 2001. Bir antropologun bakış açısından, din konusunda son yılların en önemli eseri.
20. William James, The Varieties of Religious Experience, 1902. Dini inancın psikolojik ve patolojik kökenlerine dair, çağ değiştiren bir klasik.
21. John Vincent, History, 1995. Tarihçilik mesleği ve teorisi konusunda bugüne dek okuduğum en iyi metin. Keskin zekâ, berrak kafa. Çok “İngiliz”.

DİLBİLİM
22. John McWorther, The Power of Babel. Dillerin evrimine dair, parıltılı zekâ mahsulü, okuması kolay. Çok beğenirseniz aynı yazardan Our Magnificent Bastard Tongue; İngilizcenin tarihine put kırıcı bir yaklaşım.
23. J.L. Trask: Why Do Languages Change? Karşılaştırmalı Dilbilime giriş. Kısa, öz, son derece anlaşılır dille yazılmış, teorik altyapısı sağlam bir eser.
24. Nicholas Ostler, Empires of the Word. İmparatorluk dillerinin yükseliş ve düşüşü: Yunanca, Latince, Sanskrit, Arapça, Portekizce, İngilizce. Ostler heyecansız bir yazar, ama konu zengin.
25. Bill Bryson, Made in America: An Informal History of the English Language in the United States, 1994. Son derece keyifli bir kültür tarihi. Kolay okunur, müthiş bilgilendirici. Aynı yazardan At Home: A Short History of Private Life, gündelik nesne ve kurumların tarihine dair, çok eğlenceli.
26. Winfred Lehmann, Theoretical Bases of Indo-European Linguistics, 1993. Hintavrupa araştırmalarının 200 yıllık tarihine dair en kapsamlı özet. Hayli teorik, zor, ama değer.
27. Steven Pinker, The Language Instinct, 1994. Adam gıcık, şovcu, ama son 30 yılın en etkili kitaplarından biri. Dil olgusuna biyolojik/evrimci açıdan bakış.
28. Hermann Hirt, Etymologie der Neuhochdeutschen Sprache, 1920. Ders kitabı, ama bu kadar mı mükemmel olabilir. Almanca.

BİYOGRAFİ
29. Maxime Rodinson, Muhammad. Marksist ve sekülarist bir Yahudiden, alabildiğine soğukkanlı, objektif, belki haddinden fazla “saygılı” bir yaşam öyküsü. Mevcutların en iyisi.
30. Ernest Renan, Vie de Jésus, 1863. (İng Life of Jesus; Türkçesi de var). Geleneksel dinin inandırıcılığını yitirdiği bir çağda, İsa’yı iyi bir adam ve ahlak filozofu olarak anlama denemesi. Etkileyici bir anlatıdır, ama son yıllarda okuduğum eleştirel İncil analizleri (ör: Bart Ehrman, Jesus Interrupted) daha sarsıcı.
31. G. I. Gurdjieff, Encounters with Remarkable Men, 1963. Gürciyef esoterikçi ve mistiktir, ama gençliğinde karşılaştığı sıra dışı insanlara dair kitabı olağanüstü bir gözlem gücü ve ruh zenginliği yansıtır. Türkçe çevirisi var.
32. Takuhi Tovmasyan, Sofranız Şen Olsun: Ninelerimin Mutfağından Damağımda, Aklımda Kalanlar 2005. Anı artı tarih artı yemek kitabı. Tadından yenmez.
33. Fethiye Çetin, Anneannem, 2004. Türklüğün perde arkasını aralayan müthiş bir “keşif” öyküsü. Baskın Oran’ın yayımladığı, M. K. Adlı Çocuğun Tehcir Anıları’nı (2008) bunun peşinden okumak lazım.
34. Kenize Mourad, De la part de la princesse morte, 1989. Türkçesi Saraydan Sürgüne, İsis Y. 1990. V. Murad soyundan bir Osmanlı prensesinin anıları. Trajik, duygulu. Ali Vasıb Efendi, Bir Şehzadenin Anıları (2007), yine Osmanlı hanedan mensuplarının sürgünü hakkında, farklı bir perspektif. Köksüzlüklerini ve çaresizliklerini bunda daha iyi hissettim sanki.
35. William Manchester, The Last Lion, 1989. Churchill’in yaşam öyküsü, iki cilt, 1800 küsur sayfa. Manchester vasat bir anlatıcı, ama konu muhteşem. Churchill’i bilmeden 20. yüzyılı anlamak mümkün değil.
36.  Katherine Frank, Indira: The Life of Indira N. Gandhi, 2002. Zeki, duygulu ve dürüst bir kadının iktidarda körleşmesinin hikâyesi. 560 sayfayı nefes almadan okumuştum.
37. Tuba Çandar, Hrant (2010). Etkileyici bir adamın etkileyici bir şekilde anlatılmış hikâyesi.

YABANCI ROMAN
38. Benjamin Constant, Adolphe. Bunu ta eskiden okumuştum. Ama beş senede bir gene okurum. Mücevherdir.
39. Flaubert, l’Education sentimentale. “Duyguların Eğitimi” diye çevirmek gerek. Madame Bovary’den daha geniş ufuklu ve daha acımasız bence. Bunu da bin sene önce okumuştum, geçen sene baştan okudum. Hiç eskimemiş. Türkçesi varmış.
40. Gore Vidal, herhangi iki romanı. Creation mutlaka olmalı, diğeri Julian veya Empire olabilir. İktidarın ve siyasetin ruhunu daha iyi bilen ve anlatan kimse yok.
41. Mario Vargas Llosa, Conversation in the Cathedral. Gelmiş geçmiş en müthiş roman sıralamasında bence başa oynar. Beş defa baştan okutturan cinsten. Daha okuyayım derseniz La Ciudad et los perros iyidir (Kent ve Köpekler adıyla başarılı Türkçe çevirisi var). The War of the End of the World, 19. yy sonunda Brezilyada zuhur eden bir dini önder hakkında, olağanüstü. Türkçesi yok. La Casa verde, biraz Katedral gibi, ama daha zayıf (Yeşil Ev adıyla Türkçesi var, bakmadım ama). Son dönem romanları o kadar başarılı değil.
42. Gabriel Garcia Marquez, Yüz Yıllık Yalnızlık. Kolombiya’da bir ailenin destanı. Şiirsel.
43. Arundhati Roy, The God of Small Things. Güney Hindistan’da azınlık olmak.
44. P. G. Wodehouse, herhangi üç romanı. Edebî komedinin zirvesidir. Özellikle Blandings ve Lord Emsworth’lu olanlar mücevherdir. Ben 20 tane filan okudum.
45. Evelyn Waugh, Black Mischief. İngiliz aristokrat mizahının uç noktası. Donuna işetir. Scoop da iyidir.
46. İrfan Orga, Bir Türk Ailesinin Romanı. Şaşırtıcı ölçüde güzel, trajik, içten. Aslı İngilizcedir, ama Türkçe çevirisi iyi.

TÜRK ROMANI
47. Latife Tekin, Sevgili Arsız Ölüm. Gabriel Garcia’nın Türkiye versiyonu. Unutulmayacak kadar sevimli ve insancıl, ışıklı. Keşki başka kitap yazmasaydı.
48. Metin Kaçan, Ağır Roman. Dil ve içerik açısından muhteşem. Keşki filmi yapılıp ayağa düşürülmeseydi.
49. Perihan Mağden, İki Genç Kızın Romanı, 2002. Çökertici. Mağden açık farkla modern Türkçenin en büyük üslupçusu bence. Abartılı duyarlılığı bu sayede tahammül sınırında kalıyor. Ali ile Ramazan (2010) da güzel. Sevmişken Yıldız Yaralanması (2012) da okunur.
50. Murat Menteş, Dublörün Dilemması, 2005. Manyak.

TÜRKİYE TARİHİ
51. İbnülemin Mahmut Kemal, Son Sadrazamlar. 3000 küsur sayfa, ağdalı Osmanlıca. Açık farkla, Yirminci yüzyılda yazılmış en iyi Türkçe kitaptır. Beş defa baştan okumaya değer. Son devir Osmanlı tarihi hakkında başka kitaba gerek yok.
52. Mete Tunçay, Türkiye’de Tek Parti Rejiminin Kuruluşu. Titiz tarihçilik. Kendi çağında devrimci bir çalışmaydı, pek çok başkalarına yol gösterdi.
53. Samet Ağaoğlu, Babamın Arkadaşları. Cumhuriyet’in kurucu kuşağına dair, son derece rafine ve duyarlı bir gözlemci. Edebi bir başyapıt.
54. Taner Akçam, Türk Ulusal Kimliği ve Ermeni Sorunu (1992) ile başlayarak, Ermeni soykırımına dair tüm kitapları. Ermeni Sorunu Hallolunmuştur () çok iyi. Tehcir ve Taktil: Divan-ı Harb-i Örf, Zabıtları (2009) daha belgesel.
55. Philip Mansel, Constantinople: City of the World’s Desire, 1995. Piyasadaki en iyi İstanbul tarihi. Alışık olduğumuz klişelerin dışında, dışarıdan bir bakış. Türkçe çevirisi var.
55b. Erich Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye'nin Tarihi. Kısa, dengeli ve demokrat perspektifli. Lewis gibi demokrasiyi "ilerleme"ye satmıyor. Shaw gibi milli ideoloji şakşakçılığı yapmıyor. 
56. Heath Lowry, Trabzon Şehrinin İslamlaşma ve Türkleşmesi, 1461-1583. “Dönmelik” olgusu hakkında detaylı bir detektif çalışması. Ufuk açıcı.
57. Stephane Yerasimos, Konstantiniye ve Ayasofya Efsaneleri, 1998. Tarihi metinlerin satır arası nasıl okunur? Nefes kesici bir yorum çalışması. Yerasimos’un tüm eserleri güzeldir. Milliyetler ve Sınırlar (1994) mesela.
58. Hakan Erdem, Tarih-Lenk: Kusursuz Yazarlar, Kâğıttan Metinler, 2008. Türk tarihçiliğinin sefaletine dair eleştiri yazıları. Erdem muazzam bir eğitimle zekâ ve entelektüel dürüstlüğü birleştiren bir tarihçidir. Unomastica Alla Turca (2004) romanı, Türkçü literatürün enfes bir parodisidir.
59. Bejan Matur, Dağın Ardına Bakmak, veya Özlem Yağız, Malan Barkirin. Tarih değil gazetecilik. Ama Kürt meselesi hakkında gerçekten okumaya değer pek başka şey yok.

GEZİ
60. C.S. Naipaul, Among the Believers: An Islamic Journey. 1981. (Ve devamı, Beyond Belief, 1998). İran, Pakistan, Hindistan ve Endonezya’da çağdaş İslamın sosyal ve psikolojik altyapısına akılcı, sorgulayıcı, son tahlilde kahredici bir yolculuk.
61. Matthew Parris, Inca Kola, 1990. Gören gözü, keskin aklı ve derin ruhu olan bir adamın Peru macerası. Parris The Times ve Spectator’da yazar. Bugünün dünya basınında kendime en yakın hissettiğim kalemdir. Yine Parris’in A Castle in Spain; İspanya’nın taşrasında bir şato alıp yerleşme macerası.
62. Elif Köksal, Katmandu’da Ev Hali, 2009. Türkçe. Müthiş egzotik ve bir o kadar da tanıdık bir dünyaya çok duyarlı, çok insancıl bir bakış.
63. William Dalrymple, From the Holy Mountain: A Journey in the Shadow of Byzantium, 1997. Güneydoğu Türkiye, Suriye, İran ve İsrail’de Hıristiyan azınlıklarına yolculuk. Güçlü önyargıları (anti-Türk, anti-İsrail) ve kuvvetli kalemi olan bir yazardan. Aynı adamdan The City of Djinns: A Year in Delhi, 1993. Kentin ciğerini okumuş. Etkileyici.
64. Geert Mak, In Europe: Travels Through the Twentieth Century. Avrupa’nın 20. yüzyıl tarihi, gezen bir adamın gözünden. Çok başarılı. 878 sayfayı bir nefeste okutuyor.
65. J Bill Bryson, The Lost Continent: Travels in Small-Town America, 1989. ABD taşrasına kahredici bir bakış. Çok komik.
66. Tony Parker, A Place Called Bird, 1989. Kansas’ta sıradan bir kasabada yaşayan sıradan insanların derinleştikçe derinleşen hayat hikâyeleri. Çok şaşırtıcı. Kimi deşsen roman çıkarmış, yeter ki soru sormayı bil.
67.  M. Synge, The Aran Islands, 1907. Romantik İrlanda ulusçuluğunun temel taşı, müthiş şiirsel, aynı ölçüde hayalci.
68. Peter Mayle, A Year in Provence, 1989. “Akdeniz’de bir köy evi” hayalinin klasiği. Çok gerçekçi, çok sevimli.
69. Heinrich Harrer, Seven Years in Tibet, 1953. Filmi de güzeldi, ama kitabı daha iyi.
70. Patrick Leigh Fermor, Mani: Travels in the Southern Peloponnese, 1958. İflah olmaz bir romantikten, Güney Yunanistan’da, çoktan tarihe karışmış bir yaşam tarzına güzelleme. Ağdalı. Aynı yazardan Kuzey Yunanistan göçebelerine dair Roumeli ve Karayib’lere dair Travellers’ Tree de güzeldir.
  1. Niall Ferguson ilginçtir yky den çıktı, önemli kitaptır. üstüne willliam engdahl, wall st. amerikan yüzylının çöküşünü de okumalı.
    Yanıtla
  2. Etiyopya hakkında esaslı bir gezi kaynağı mevcut mudur; yoksa bizzat parçaları birleştirmek mi lazım gelir. Yeri gelmişken sorayım istedim.
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Rehber kitap olarak Bradt'ınki Lonely Planet'ten daha iyi. Tarih için Harold Marcus, A History of Ethiopia risksiz, standart görüş. Donald Nathan, Greater Ethiopia, daha sıradışı bir bakış. İkinci olarak okumak lazım. Evelyn Waugh, Scoop, Haile Selassie'nin taç giyme törenine dair müthiş bir parodi. Ryszard Kapuscinski, Emperor, keza muhteşem bir hicivdir.

      Bernd Bierbaum, In Ethiopia, gezi kitabı. Okumadım. Yorumları iyi duruyor. Amazon'da iki üç tane daha var. Başka bilmiyorum.
  3. tesekkürler..özellikle gezi kitaplari önerileri icin...
    Yanıtla
  4. Bernard Lewis hakkindaki yorumlariniz acinasi. Tevekkelidegil   pek yanlis...
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Bundan çıkardığımız basit sonuç, yorum yazarının Bernard Lewis okumamış olduğudur. Bir yerlerde yarım sayfalık değerlendirme yazısına denk gelmiş olmalı.
    2. Edward Said'in Orientalism'i pekala Lewis ile girişilmiş bir hesaplaşma olarak değerlendirilebilir.
  5. okumak için aradığım 1-2 kitap var... bu kitaplar mevcut mu? mevcutsa nasıl bulabilirim. birincisi kırmızı siyah kitap( hani şu ünlü mavi kitabın balkanlar versiyonu) 2 ncisi de yozgat yargılama tutanakları... 5.şube ve istanbul yargılamalarını okuduktan sonra onu da okumak farz oldu..
    bi de listenizdeki T.Akçam kitaplarına itiraz edecem. meseleyi fazla içselleştirmiş biri bence. angaje aydın diyebileceğim bi durumda.(angaje yerine hemhal desek nasıl olur.)en son torosyan olayında takındığı tutum hakkaten rahatsızlık vericiydi.(laf söylemeyin ermenilere. onlar söylüyorsa doğrudur tavrı)
    ben onun vardığı sonuçların bi çoğuna onu hiç okumadan da ulaştım.
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Taner Akçam'ın Torosyan tartışmasındaki tavrı gerçekten de objektif bir tarihçiden asla beklenmeyecek ölçüde angaje ve tarihsel gerçeklerden ve bilimsellikten uzak. Bu maalesef diğer konularda verdiği doğru bilgilerin kamuoyu nezdindeki güvenilirliğinin azalmasına yol açabilir.
  6. O zaman onemli, mutlaka okunmasi incelenmesi gereken iki kitap da ben ekleyeyim bu değerli listeye...Sevan Nişanyan yazmis :) Yanliş Cumhuriyet ve kiymetli bir sözlük Sözlerin Soyağaci....Okunmali....
    Yanıtla
  7. İbnülemin Mahmut Kemal, Son Sadrazamlar.

    Dijital olarak okumak isterseniz aşağıdaki sitetedn dört cilt olarak linklerine erişebilirsiniz.

    http://tarihvemedeniyet.org/2010/06/ibnulemin-son-sadrazamlar/

    Linkler:

    Cilt 1: http://www.mediafire.com/?yntegjjywid
    Cilt 2: http://www.mediafire.com/?nwmz0j4tvod
    Cilt 3: http://www.mediafire.com/?kjojajtzmnt
    Cilt 4: http://www.mediafire.com/?vmjn5yinzzy
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Bu internet tarihinde olup olabilecek en büyük paylaşımlardan biri. Teşekkürler.
  8. Sayın nişanyan % 80 i ingilizce demişsiniz ama pek çoğunun çevirileri ve güncel baskıları mevcut...

    Liste yapıyorum buradan paylaşırım ...çok teşekkürler gerçekten...
    Yanıtla
  9. Sevan Hocam, Dünya Tarihi olanların 3ü hariç okumuşum ya da kısmen okumuşum, geri kalanlardan yazarların çoğunu ve eserlerini tanıyorum ama okuduklarım bir kaç tane. Keşke imkanım olsa da hep kitap alabilsem...
    Yanıtla
  10. Sevan bey, Mehmet Barlas: "- benden kitap soran gençlere Helmuth Karl Bernhard von Moltke'nin Türkiye Mektupları'nı tavsiye ederim diyor. Şimdi " Kürdistan Dağlarından " ismiyle yeniden basıldı. Ben de geçen yıl okudum. Moltke müneccim gibi analizler yapmış ,1830lar Türkiyesini çok iyi tarif ediyor ve adeta bugünümüze ışık tutuyor. Bir de aynı devir için aynı Moltke gibi James Ellsworth De Kay'in "Sketches of Turkey in 1831 and 1832" kitabı var onun da Türkçe "1831-1832 Türkiye'sinden Görünümler" adıyla yayımlandı.
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Moltke'nin Türkiye Mektupları - kesinlikle evet, listede olmalı. Vardı bende de gitmiş bir yerlere herhalde, aklıma gelmedi.
    2. Sevan Bey, ayrıca yeni öğrendim ki, Moltke Gibbon'un, " Decline and Fall of the Roman Empire " Almanca'ya çevirmiş sonra bu çeviri kaybolmuş.
  11. Edward Gibbon'ı yazarken Theodor Mommsen'den bahsetmemek olmaz heralde.
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Evet, okumalıyım sanırım. Ama Gibbon'un dili eşsizdir, zannetmem ki başka kimse yakınına gelebilsin. Org mübarek, org.
  12. Sevan Hoca
    Özür dileyerek belirteyim ki, siz edebiyat alanında tam bir cahilsiniz.)) tam ama tam:)

    Siz kelimelere aşık bir berduşsunuz, mestolursunuz iki kelime oyunundan:)

    Kelimeye takla attıran her uyuz kuyruksuzu övmüşsünüz ama mana ne? bilmiyorsunuz güzel çocuk

    Neyse sizi bu halinizle bile seviyorum

    cahil ve güzel çocuk sizi:)

    hayır olay şu;
    her şeyi her kelimeyi itine dibine kadar biliyorsunuz
    ama tıpkı her şeyi bilen uyuz yalçın küçük gibi gram edebi tutkunuz ve yeteneğiniz yok:)))
    budur eksikliğiniz

    tek bir şiir bile yazamamakla çarpılmışsınız))yoldaşlar.. istediğniz kadar bilimsel araştırma sıçın:))
    içiniz eksik gönderilmiş

    valla bak
    ahaha
    ciddiyim sevan sanatsız bir ruhsun
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Yorum sahibi, a) Perihan Mağdeni sevmiyor, b) alkollü veya dumanlı.
    2. Perihan Mağden'i sizin yazılarınızdan sonra ben de sevmeye çalıştım. Olmadı maalesef!..
  13. Dilbilim'de Labov'u ve özellikle Sociolinguistic Patterns ya da Principles of Linguistic Changes üclemesine rastlamadigima sasirdim dogrusu. Dil degisimi ve etkilesimine daha cok teorik dilbilimsel pencereden baktiginiz icin mi?

    Ek olarak, Corry Guttstadt'in Die Türkei, die Juden und der Holocaust calismasini hangi kategoriye dahil edeceginizi merak ediyorum, dünya tarihi - türkiye tarihi - biyografi?
    Eren Yetkin
    Yanıtla
  14. Hoca yaktın bizi... Kredi mi çeksek napsak?
    Yanıtla
  15. Teşekkürler, listenin daha başındayken yaşam sevincim arttı. Türkçe kitap azlığıyla ilgili bir örnek vermek istedim bu arada. 2 sene önce bol zamanım varken bir Roma tarihi kitabı okumak istedim. Wikipedia vs'den derli toplu bilgi alınmıyor çünkü. Bunun için Kadıköy'de bayağı kitapçı gezim - 4 katlı bir kitapçı var, isim vermeye gerek yok, Kadıköy'ü bir kere gezen herkes bilir - orası dahil hiçbir yerde bir Roma tarihi kitabı bulamadım. İngilizce kitaplara özellikle baktım ama İngilizce best-seller olmayan kitap bulmak Türkçe Roma tarihi bulmaktan da zor bir uğraş. Bulsam bayağı şaşırırdım.
    Belki de ben özel bir ana denk geldim ve o gün hiçbir yerde Roma tarihi kitabı yoktu diye düşünebilirdim ama Roma tarihi ile ilgili kitap sorunca çalışanların şaşkın bakışlarını görseniz beni turist sanmış olabileceklerine kanaat getirirdiniz. Türkiye'nin entelektüel mahalleleri sayılacak olsa belki de ilk 3'e girecek mahallede durum böyle.
    Yanıtla
  16. İbnülemin Mahmut Kemal, Son Sadrazamlar. yokmu bu kitabı bulabileceğimiz bir yer D&R,kitapyurdu,idefix,kitapzen,pandora hiçbirinde yok
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Yukarıda vatandaş online pdf adreslerini vermiş, buyrun oradan yakın.
    2. hocam yok ya kitap olarak lazım dergah yayınları en son bi 1982 ii bir basım yapmış 4 cilt ondan bidaha yok bide size facebook dan bi yazıt göndermiştim belki ilginizi çeker diye:http://www.mustafacambaz.com/details.php?image_id=31264 NİĞDE-BOR
    3. İş Bankası Kültür Yayınlarında yeni baskısı var bu kitabın. Bu da d&r linki:
      http://www.dr.com.tr/Kitap/Osmanli-Devrinde-Son-Sadriazamlar-3-cilt/Ibnulemin-Mahmut-Kemal-Inal/Arastirma-Tarih/Tarih/Osmanli-Tarihi/urunno=0000000437278
  17. iştah açıcı bir liste teşekkürler
    Yanıtla
  18. Baba benim yorumu niye yayınlamadın yav?"Sevan Nişanyan'dan İslami Bilgiler: Nisa Faslı" başlıklı yazına "zamanın en güçlü lideri dediğiniz adamın karısının kişiliği altında ezilmesi pek akla yakın değil." gibi bir yorum yaptıydım bir süre önce."Acaba yorum ulaşmadı mı, yoksa ulaştı da Sevan yayınlamadı mı?" tarzı sorular içimi kemiriyor.Elbette ki site senin ister yayınlarsın ister yayınlamazsın.Fakat benim kafamdaki Sevan Nişanyan eline ulaşan saldırı içermeyen bir yorumu yayınlamamazlık etmez.Yorumumda eğer benim görüp anlayamadığım bir saldırı, bir hakaret, bir yanlışlık varsa lütfen bu konuda beni aydınlat.
    Yanıtla
  19. Hocam Murray Rothbard okudunuz mu hic. Son 5 yilda hayatimi degistiren bir numarali yazar/dusurnur oldu dersem yeridir. Siz de ikincisiniz bu arada umarim alinmazsiniz.
    Yanıtla
  20. Üstadım, sizin kadar da ince, gelişmiş zevklerle böylesine bir paspallığı birleştiren kimse yoktur, herhalde. Bach dinle, dünyayı gezip gör, onca dile vakıf ol, sonra da gel mahalle cazgırı, bohçaçı teyze yazar Perihan Mağden'in yazdıklarını beğen! Nasıl oluyor bu hocam?
    Yanıtla
  21. Haklısınız:)

    Kafam biraz dumanlıydı(içkiyle lakin, esrarla değil)
    Abi bu esrar kelimesi de ne esrarlıymış:))(çeksem söylerdim,çekmiyorum)

    Hayır siz neye kızdınız?

    Ben tamamen hayattan, duran ve giden bir natürmorttan bahsediyorum.

    Abi sen Nietzche'den elzem değilsin,sen sen bile değilsin belki bebo.

    Niçe korkunç bir adamdı heval!

    Bunun manyak ablası götünden bir gün bile ayrılamadı.
    bunu evlendirmeye çalışıyordu iblis boku

    bir gün Niçe çıldırdı ablasına;


    'Sen nasıl bana böyle bir şey teklif edersin!!!!

    bir kadın(bir insan) nasıl benimle aynı yatakta yATABİLİR! bana nasıl bu kadar yakın olabiir laan bir insan orospuuuu! diye çıldırdı..

    yemin ederim çıldırdı..

    Nietszche dağınık bir insandı.

    Bin yıl kadınlarla yatmaDI

    sonra kerhanelere dadandı,

    oradan frengi kaptı...

    en son bir atı kırbaçlayan sahibine deli gibi saldırdı,dövdüler..

    son on yılı tımarhanede geçti..
    iyi ve gariban bir insandı..
    Yanıtla
  22. "Guns, Germs and Steel." Bu kitabın türkçesi var; "Tüfek, Mikrop ve Çelik"...

    Ben de okudum ve çok beğendiğim bir kitaptır. Ezberci yaklaşımları çürüten, bilim saçan bir kitap. Çok da iyi bir dili var.
    Yanıtla
  23. http://www.publishersweekly.com/pw/by-topic/industry-news/tip-sheet/article/53409-the-top-10-most-difficult-books.html#path/pw/by-topic/industry-news/tip-sheet/article/53409-the-top-10-most-difficult-books.html
    3 yıl süren araştırmanın sonunda ortaya çıkan listede kitapların uzunluğu, üslubu ve soyutluğu gibi kriterler baz alındı. İşte küratörler Emily Colette Wilkinson ve Garth Risk Hallberg’in okunması en zor kitaplar için hazırladığı liste:
    - Djuna Barnes - Geceyi Anlat Bana
    - Jonathan Swift - Fıçının Masalı
    - G. F. Hegel - Tinin Görüngübilimi
    - Virginia Woolf - Deniz Feneri
    - Samuel Richardson - Clarissa ya da Genç Bir Hanımın Öyküsü
    - James Joyce - Finnegans Wake
    - Martin Heidegger - Varlık ve Zaman
    - Edmund Spenser - Periler Kraliçesi
    - Gertrude Stein - The Making of Americans
    - Joseph McElroy - Kadınlar ve Erkekler
    Sizin listenize katkı olması için ekledim fakat
    Merakımı bağışlayın listenizde
    Slavoj Žižek ve Amin Maalouf'a yer vermemenizin sebebi ne olabilir ?
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Maaluf yüzeysel geldi, sevemedim. Žižek'i ise okumadım. Kısmet.
    2. Hegel Fenomenoloji ile üniversitede iki yıl cebelleştim; mühim kitaptır. Ama öncesinde Descartes, Hume, Kant filan okumadan bir şey anlamak mümkün değil.

      Finnegans Wake bence yetenek ziyanıdır. Joyce müthiş yazardır; FW da zekâ pırıltılarıyla doludur. Ama okumaya değer mi? Hayat kısa, değmez.

      Faerie Queene İngiliz dilinin büyük şiirlerindendir. 37 sene olmuş okuyalı, bir ara hafıza tazelemeli. Öbürlerini okumadım.

      Klasiklere girersen daha eklenecek çooook kitap var. Mesela Sophokles ve Shakespeare'i hatmetmeden başka kitap okunur mu? Okunmaz tabii.
    3. "Guns, Germs and Steel"den yola çıkarak geniş bir okur yelpazesi için yazılmış Zinn'in A People's History of the United States: 1492-Present (Perennial Classics) kitabı hatta büyük üslupçu Bartolome de Las Casas'ın A Short Account of the Destruction of the Indies (Penguin) kitaplarına dair ne diyeceksiniz diye merak ediyorum.
  24. Sevan bey başvuru kitaplarının da iyi kötü bir listesini yapsaydınız keşke. ne güzel olurdu.
    biz de bilmediklerimizi öğrenir, alır, başvuru kaynağımız yaparız.
    güzel olmaz mı?
    Yanıtla
  25. "Heath Lowry, Trabzon Şehrinin İslamlaşma ve Türkleşmesi, 1461-1583."
    kesinlikle okumak isterim, tesekkürler:)
    son zamanlarda calisma alanim geregi bir cok Yunan asilli insanlarla tanistim ve ayni dili konusuyor olmamiz bizi bir araya getirdi, benim Türkce bildigimi anlayinca hemen muhabbete daldik ve bu insanlarin bir kismi Gürcistan`da yasamis ve Yunanistan üzerinden Almanya`ya göc etmis, bir kismi ise önce Yunanistan`da kalmis ve su anda ekonomik krizden dolayi burada. Anlattikca ortaya aile biyografilerinin taa Trabzon`na dayandigi ortaya cikti. Böyle karsilasmalar beni hem sevindiriyor hem de gecmis tarih acisindan kizdiriyor. Kacinci göbek Pontuslardir bilemiyorum ama türkceyi nesilden nesile vererek halen konusuyorlar.
    Yanıtla

  26. Perihan M'yi kiniyorun berbat bir roman yazari oldugu, Nuray Mert'e yaptigi haksizlik icin. İyi kose yazariydi, ama iyi ahlakli degil. RIP
    Popper - Hegel yanyana! Yani OPen Soc.'deki Hegel elestirisini, bu ulke kazma akademisyeni bile yapmaz: once asagila adami, sonra cak agzina iki tane.
    Bence listenize acilen bol miktarda kutsal kitabi koymalisiniz. İnsan ekmek teknesini nasil unutur?
    Felsefede Popper var da Wittgenstein size daha cok yakismaz mi kardes? Wittgenteinin Masasi ne anlatir? W.'nin P.'nin kafasina masayi nasil gecirecekken Russell'in "Ludwig kendjne gel!" demesin mi? Yani sen cesur W.'yi atla, tirsik-akademik sunepe P'yi al listeye. Oldu mu?
    Tarih dedin, felsefe dedin. Ama hocam Fucko niye yok? Bu ayipla insan icine cikilmaz. Fucko'nun "Tarih"leri niye ihmal edilir? Etimolojiyse etimoloji, erotizmse erotizm. Bi insan tarihten baskanne ister? Ama bunu ancak Braudel'i ihmal eden biri yapabilir.
    Dil diyorsun, felsefe diyorsun, zevk diyorsun. Bergson yok. O dag basinda aka-boka kaf yetistirecegine okusana be adam.
    Zizek seni acmaz. Ama sana Bakhtin yaziyorum. Sendeki karnavalesk deliriumun ozunu orda bulabilirsin. 
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Nuray Mert ağzı kalabalık kafası boş mahalle cadısının prototipidir. Perihan M az bile dedi.

      Hegel'e 20'li yaşlarımda yıllarımı verdim. O yaştayken etkileyicidir. Belli bir yaştan sonra anlarsın Popper'in iki gömlek üstün filozof olduğunu.

      Wittgenstein'a ısınamadım. Foucault ve Braudel ise hayat boyu tüylerimi diken diken eden "havalı" ve içeriksiz entelektüel tipinin timsalleridir. Çok yağ, az et.

      Bergson okumadım. Kulaktan dolma bildiğimle pek cazip gelmedi. Şu yukarıdaki tavsiyelere bakınca daha da okumayacağım anlaşılıyor. :) Haksızlık ediyorumdur belki.
    2. Sevan hocam, Karl Popper'in bir sözü var: " Belki de Tanrı ateist olmamı istiyordur " diye. Size uyar mı, bilemedim :)
    3. ya arkadaş, hakkaten düşünüyorum, bi insan nasıl bu kadar küstah olabiliyor diye.

      öyle bir yazmışsın ki gören tüm kaynakları hatim edip anlamışsın sanacak.

      şu yorumu herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde altında yazdıysan, ya da ergensen bir şey diyemem.

      yukarıda tamamen iyi niyetli şekilde yazılmış bir liste var, herhangi birinin katılmadığı noktalar olabilir ama bunu belirtme şeklin... gerçekten insanı ümitsiz bırakıyor.
    4. ayrıca "fucko" nedir arkadaş? :))) küfür mü ediyorsun yazar mı öneriyorsun belirsiz :)
    5. Michel Foucault yani,okudu bağlı olduğun Çiviler çektin
  27. Bu yorum yazar tarafından silindi.
    Yanıtla
  28. Çok teşekkürler tavsiyeler için. Yalnız, Frankfurt Okulu'ndan en azından bir isim görmeyi umuyordum. Var mıdır o çatı altından çıkmış bir kitap tavsiyeniz?
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Sevan Nişanyan bence Frankfurt okulu türevli eleştirel teori, kültürel çalışmalar, postmodern (kastım ilerlemeci modernist düşünce eleştirisi), yapısalcılıksonrası ve (sanırım) sömürgesonrası teori ile mesafeli.
  29. Sevan Bey; liste kusursuz. Arada yaparsanız böyle listeler, çok seviniriz. Bu arada Perihan Mağden'i listeye alma riskiniz için dahi tebrik ediyorum. Millete baksanıza, komedi! İki Genç Kızın Romanı benim okuyup sarsıldığım, Perihan Mağden'le, edebiyatla tanıştığım ilk kitaptır.
    Yanıtla
  30. Bu liste icin tesekkurler. Closing of the American Mind zorlanarak okudugum ama beni cok etkileyen kitaplardan biridir. Bu listede gordugume sevindim. Eger okumadiysaniz, Allan Bloom'un cok yakin bir arkadasi olan, yine Chicago yazari Saul Bellow romanlarindan da okumanizi oneririm.

    Chicago'dan sevgiler,
    Yanıtla
  31. Okumak isteyenler icin pdf buyrunn
    Christopher Hitchens, ed., The Portable Atheist: Essential Readings for the Nonbeliever
    http://dfiles.eu/files/l2gsokr98
    Yanıtla
  32. bejan matur kitabı çok kötü , kitapta insanlarla basbasa kalıp dinleyemiyorsunuz insanların yaşadıklarını. bejan matur süzgeci ve yorumundan geçip bize ulaşıyor. kapakta bile kendisi fotoda yer alıyor. bir diğer kötü nokta ise parmaklarını dagda kaybeden gerillanın yaşadıklarını okumak zaten zor , bi de üstüne teşhirci bi şekilde parmakları elleri gozukecek şekilde fotoları koyulmuş.
    Yanıtla
  33. NERMİN AKSES25 Mart 2013 23:48
    18. Christopher Hitchens, ed., The Portable Atheist: Essential Readings for the Nonbeliever, 2007. Anti-dinci düşüncenin öncülerinden elli kadar kuvvetli polemik yazısı. Bazıları şaheser.

    SEVAN HOCAM ŞAHESER DEDİKLERİNİZDEN BİR İKİSİNİ NEDEN ÇEVİRİP BİZ MÜNAFIKLARLA PAYLAŞMIYORSUNUZ ?
    SAYGILAR SEVGİLER
    Yanıtla
  34. İsterseniz elinizdeki tüm kitapları ücretsiz, kaliteden ödün vermeden e-kitap formatına getirebilirim.
    Yanıtla
  35. Sevan akhpar, harika bir liste olmuş.
    Listedeki romanların çocuğunu okumuştum. Kalanları da tamamladım, başka önerileriniz olursa çok sevinirim.
    Sevgiler
    Yanıtla
  36. Hocam, John Fowles da romanlar listesine girmeli bence. Özellikle Büyücü ve Fransız Teğmenin Kadını son zamanlarda okuduğum en iyi romanlar...
    Yanıtla
  37. numan Neden ingilizce bilmiyorum ?
    Yanıtla
  38. Celine'in romanlarını nasıl buluyorsunuz ?
    Yanıtla
  39. Çok teşekkür ederim. Listeyi yazdırıp, duvardaki panoya yapıştırdım.
    (Lâtife Tekin ve "Ağır Roman" hakkındaki yargılarınıza katılıyorum... Perihan Mağden, fikir yazılarında enfes bir kalemdir; fakat bunu romana da 'yedirmeye' çalışınca, olmuyor. "Refakatçi" ve "Ali ile Ramazan"da da olmakla birlikte, güzel romanlar olduğunu düşünüyorum... Murat Menteş'i henüz okumadım; beğeninize güvenerek, okuma listeme alıyorum.)
    Yanıtla
  40. dil kitaplari:
    Steven Mithen (2006). The singing Neanderthals. Harika bir yolculuk. Neden musigi sevdigimizi anlatir ve proto-dil olarak gostermeye calisis.

    Tomasello dan Origins of Human Communication. Dil ustanin cooperativ teorisine bayildim.

    Judy DeLoache & Alma Gottlieb. (2000). A world of Babies. Imagined Childcare Guides for Seven Societies. Tek kelime ile harika! Eger konu olarak 8 kulturde cocuk buyutme kitabi olsa, acaba neler yazardi?

    Gezi:
    Heine Stupp. (2004). Zu Fuss um die Welt in 492 Tagen. Evet, yaya ile 492 gunde dunyayi dolasanlar varmis. Sene 1895, bir gencecik Alman-Heine Stupp ve iki Amerikali spor olarak dunyaya gezmeye karar vermisler. Munih-Vianna-Constantiople-Tiflis-Baku-Ashabad-Meschhed-Gunabad-Irman-Bombay-Darjeeling-HK-Yokohama-Portland-NY-Liverpool ve sonunda Munih. Iste bunlari becerebilen var mi?

    Richard Gollmer. (1928). Das Apicius Kochbuch. Yagmur suyu ile hazirlanmis antik yemek tarifleri.... elime gecmesi bile mujize :) anlatilmaz okunmali!



    Yanıtla
  41. akıl tutulması yok ama ?
    eminsiniz?
    :)
    ha ha hu.
    Yanıtla
  42. sevan bey, roman önerileriniz var mı, klasiklerden veya öbürlerinden?
    Yanıtla
  43. Şu yazdığınız yazı insanı öyle gaza getiriyor ki gidip maaşı yatıracaz kitapçıya eve gelicez ağızdan salya akıyor. Sonra açıcaz kitabı 3-5 derken 10. sayfada bi sig anlamadım diyip ötekine ve sonra ötekine geçicez. Ondan sonra kitap okumaktan soğuyup cahil cühela bir toplum olacağız.
    Yanıtla
  44. Sevan Bey merhaba, çıkaracağım bir dergi için sizinle söyleşi yapmak istiyorum, teveccühde bulunursanız sevinirim.
    Yanıtla
  45. Sevan Bey merhaba,
    Yanlış Cumhuriyet isimli kitapta, Mustafa Kemal Paşa'nın 1918'de Viyana'da geçirdiği sürede ne yaşandığı üzerine Türk tarihçilerin yeteri kadar konuyu araştırmadığını yazmıştınız diye hatırlıyorum. Bu konu hakkında önerebileceğiniz yabancı dilde de olsa bir kitap var mıdır ?
    Yanıtla
  46. Her yıl bu listeye bakıp aradan birkaç kitabı kütüphaneme alıyorum. Hiç sekmedi, hepsi harika.
    Yanıtla
  47. Hocam Dersim olayları ve diğerleri hakkında bildiğiniz dürüst kitaplar var mı ?
    Yanıtla
  48. Hocam Türkiye Siyasi Tarihi konusunda kitap önerin lütfen yaşım küçük 90 ları bile göremedim kitap lazım
    Yanıtla
    Yanıtlar
    1. Erichjan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi
      Mete Tunçay, Türkiye’de Tek Parti Yönetiminin Kurulması
      Kemal Tahir, Kurtlar Sofrası
      Sevan Nişanyan, Yanlış Cumhuriyet
      Fikret Başkaya, Paradigmanın İflası
      Bunlarla başla, gerisi gelir. Kaynakça okumayı ihmal etme.
    2. Hocam bir de Niyazi Berkes'in
      Unutulan Yıllar adlı anılarını nasıl buluyorsunuz diye sormak istedim.
  49. Descartes, Hume, Kant, Hegel diyorsunuz, tamam ama filozofların prensini neden atliyorsunuz? (Deleuze'e aittir bu prens lafı biliyorsunuzdur). SPINOZA...
    Yanıtla